<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bebeğiniz ve Siz... &#187; Bebek ve Uyku</title>
	<atom:link href="http://www.minikpatik.com/category/bebek-ve-uyku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.minikpatik.com</link>
	<description>Bebeklerimiz ve çocuklarımız ile ilgili herşey...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Jul 2010 13:08:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hamilelik Boyunca Nelere Dikkat Etmeliyiz?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/hamilelik-boyunca-nelere-dikkat-etmeliyiz/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/hamilelik-boyunca-nelere-dikkat-etmeliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 16:14:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik boyunca nelere dikkat etmeliyiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=893</guid>
		<description><![CDATA[ 
Hamilelikte bebek tam 40 hafta Anne&#8217;nın yedikleri ile beslenecektir. Anne doğru beslenirse bebek daha sağlıklı, doğum ise daha az riskli olacaktır.
Hamilelikte doğru beslenme hem bebeği hem Anne&#8217;yı güçlü kılar.
Annelerin hep merak ettikleri ve ilgilendikleri bir konudur hamilelikte beslenme. Ama ne yazık ki bu konuda pekçok şey yanlış bilinir ve uygulamada hatalar yapılır.
Neden?
Hamilelikte 10 kg&#8217;dan daha az ağırlık artışı olan Annelerde bebeğin Anne karnında ölme riski 1.5 kat fazladır. Hamilelik boyunca 10 ile 15 kg arasında ağırlık artışı normal kabul edilir. Ancak hamileliğin ilk yarısı ile ikinci yarısında bu artış hızı farklıdır. Ilk 20 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<h4>Hamilelikte bebek tam 40 hafta Anne&#8217;nın yedikleri ile beslenecektir. Anne doğru beslenirse bebek daha sağlıklı, doğum ise daha az riskli olacaktır.<br />
<span id="more-893"></span><!--more-->Hamilelikte doğru beslenme hem bebeği hem Anne&#8217;yı güçlü kılar.<br />
Annelerin hep merak ettikleri ve ilgilendikleri bir konudur hamilelikte beslenme. Ama ne yazık ki bu konuda pekçok şey yanlış bilinir ve uygulamada hatalar yapılır.<br />
Neden?</h4>
<h4>Hamilelikte 10 kg&#8217;dan daha az ağırlık artışı olan Annelerde bebeğin Anne karnında ölme riski 1.5 kat fazladır. Hamilelik boyunca 10 ile 15 kg arasında ağırlık artışı normal kabul edilir. Ancak hamileliğin ilk yarısı ile ikinci yarısında bu artış hızı farklıdır. Ilk 20 hafta en fazla 2.5 kg alınmalıdır. Daha sonra her hafta yarım kg kilo alınması uygun ve dengeli olur.<br />
Bazı hamileler bu kilo sınırını geçmezler ama bu dengeyi tutturamazlar. Bir ayda 5-6 kg birden alıp sonra da almamak için sıkı perhiz yaparlar&#8230;Bu hem Anne&#8217;yi hem de bebeği yıpratan bir olaydır.</h4>
<h3>Doğru beslenmenin temel ilkeleri&#8230;</h3>
<h4>Hamilelikte bol protein alınmalıdır. En zengin protein kaynağı süttür.<br />
Günde 1 litre süt ihtiyacı karşılar. 4 su bardağı süt 1 litredir.<br />
Anne süt içmeyi sevmiyorsa,sütü sütlaç, muhallebi şeklinde alabilir. Peynir (özellikle kaşar peyniri), ve yoğurt yiyerek süt gereksinimini karşılayabilir. Ancak hiçbir sütlü gıda taze süt kadar yararlı değildir.<br />
Haftada 5 gün yumurta yenmelidir. Bu Anneye bol vitamin, demir ve protein verecektir.<br />
Et, tavuk ve balık Can&#8217;ın kan, kas ve organlarının gelişmesine yardımcı olur.<br />
Bu etlerden birini günde 2 porsiyon yemek gerekir. Beyaz et ve özellikle balık eti kırmızı ete yeğlenmelidir.</h4>
<h4><span style="text-decoration: underline;">1 Porsiyon nedir?</span></h4>
<h4>2 adet orta boy köfte; 1 adet orta boy biftek; 1 piliç butu;orta boy bir balık yani miktar olarak yaklaşık 100 gram et bir porsiyondur.<br />
60 gram beyaz peynir,1 tabak kuru fasulye, mercimek gibi baklagiller de et yerine geçer.</h4>
<h4><span style="text-decoration: underline;">Sebze ve meyveler&#8230;</span></h4>
<h4>Bunlar vitamin kaynağıdır. Bebeğin organlarının birarada olmasını ve normal çalışmasını hızlandırır. Ayrıca Anne&#8217;nin kabız olmasını önler.</h4>
<h4><span style="text-decoration: underline;">Günlük kalori gereksinimi&#8230;</span></h4>
<h4>Bir günlük kalori gereksinimi ortalama 2200 ile 2400 kalori arasındadır. Bu gereksinimin 300 kalorisi proteinli gıdalardan alınmalıdır. Günlük hareket miktarı ve hamilelik öncesi ağırlık günlük kalori gereksinimini etkiler. Bu değişkenlerle kişiye özel gereksinimin saptanmasında bir diyet uzmanına danışılması uygun olacaktır.</h4>
<h3>Hamilelikte demir gerekir&#8230;</h3>
<h4>Günlük besinlerle alınan demir annenın demir gereksinimini karşılayamaz. Bir hamilenin günde 1 gram demire gereksinimi vardır. Bunun 300 miligramı bebeğin kan hücrelerinin yapımında, 500 miligramı Annenın fazladan yapılan kan hücrelerinini yapımında kullanılır. Geriye kalan 200 miligramı da da günlük gereksinimdir.<br />
Demir kırmızı kan hücrelerinin ana maddesidir. Demir eksikliği kırmızı kan hücrelerinin az sayıda yapılmasına ve demir eksikliği kansızlığı denilen duruma yol açar. Hamilelikte kan hücrelerinin yapımı bir süre vücudun demir deposunca karşılanır. Ancak hamilelik öncesi yetersiz beslenmiş, bol ve düzensiz ve sık adet kanaması olmuş ya da daha önceki hamileliklerde deposunu tüketmiş Annelerde daha hamileliğin başından itibaren kansızlık belirtileri ortaya çıkar.</h4>
<h4><span style="text-decoration: underline;">Kansızlık belirtileri&#8230;</span></h4>
<h4>Kansızlığın en sık görülen belirtileri solukluk, halsizlik, baş dönmesi ve çarpıntıdır. Aşırı kansızlık durumunda ise dudak ve ağızda çatlaklar, kulak çınlaması, tırnaklarda kırılmalar, yutma güçlükleri ve toprak yeme gibi anormallikler ortaya çıkar.<br />
Bu nedenle hamileliğin 16.-20. haftalarından itibaren hergün demir içeren haplar alınmalıdır. Demir ile beraber C vitamini alınması demirin emilimini arttırır. En iyisi demir hapının portakal suyu ile içilmesidir.<br />
Dikkat! Demir hapı süt ile birlikte alınmamalıdır. Süt demirin emilimini engeller. Yine mide ekşimesi için alınan anti asitlerde demir emilimini etkiler.<br />
Demir hapları dışkıya siyaha çalan bir renk verirler. Önemli bir durum değildir. Bazan demir doğuma kadar kapatılamayacak düzeyde düşük olabilir. Bu durumda demir içeren iğneler bu açığı kısa sürede kapatır. Bazan kan verilmesi gerekebilir.</h4>
<h4><span style="text-decoration: underline;">Vitamin desteği ne kadar gerekli?..</span></h4>
<h4>Bizim ülkemiz için vitamin ve mineral desteği genelde gereksizdir. Birçok sebze ve meyve günlük ihtiyaçdan çok daha fazla vitamin içerir. Genelde hamilelere vitamin hapları vermek alışkanlık olmuştur. Bu haplar iştah açabilir ve mide bağırsak sistemini gereksiz yere yorar. Ikiz hamilelikde, dirençli kusmalarda ve hastalık hallerinde bazı özel vitaminlere karşı gereksinim artar.<br />
Dikkat! Vitaminin fazlası yarar değil zarar verir. Fazla D vitamini yenidoğanda kalsiyum fazlalığına ve buna bağlı ciddi sorunlara yol açar. Fazla A vitamini bebeğin bel kemiği açıklıkları, kemik sakatlıkları, ve idrar yolu bozukluklarına yol açabilmektedir.</h4>
<h4><span style="text-decoration: underline;">Kalsiyum ve fluor&#8230;</span></h4>
<h4>Yarım litre süt günlük kalsiyum gereksinimini fazla fazla karşılar. Dışardan alınan fazla kalsiyum vücuda karışmadan dışkı ile atılır.</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/hamilelik-boyunca-nelere-dikkat-etmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annelerin Kabusu Kolik</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/annelerin-kabusu-kolik/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/annelerin-kabusu-kolik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 14:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek ve Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte kolik oluşumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=445</guid>
		<description><![CDATA[Kolik; bebeklerin açıklanamayan bir nedenle dizlerini yukarı çekip, yumruklarını sıkarak normalden uzun süren ağlama nöbetleridir.
Bebekte kolik olup olmadığı nasıl anlaşılır?
Bebeğin altı temiz, karnı tok, ortam ısısının normal olduğundan emin isek, bebekte kolik olduğunu düşünebiliriz. Kolik ağrıları normalden şiddetlidir ve saatlerce sürebilir.
Tehlikeli midir?
Aileler için çok rahatsız edici olmasına karşın, bebeklerde sağlık açısından bir risk oluşturmaz.
Annenin beslenmesi ile bebeğin gazı arasında bir ilişki var mıdır?
Kesin olarak saptanmamakla birlikte, annenin diyetiyle bebekteki kolik arasında ilişki olabileceği düşünülmektedir. Annenin kendisinde gaz yapan yiyecekleri saptayarak bunları daha az tüketmeye çalışmasının yararı olabilir. Süt alerjisi olan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kolik; bebeklerin açıklanamayan bir nedenle dizlerini yukarı çekip, yumruklarını sıkarak normalden uzun süren ağlama nöbetleridir.<span id="more-445"></span></p>
<p>Bebekte kolik olup olmadığı nasıl anlaşılır?</p>
<p>Bebeğin altı temiz, karnı tok, ortam ısısının normal olduğundan emin isek, bebekte kolik olduğunu düşünebiliriz. Kolik ağrıları normalden şiddetlidir ve saatlerce sürebilir.</p>
<p>Tehlikeli midir?</p>
<p>Aileler için çok rahatsız edici olmasına karşın, bebeklerde sağlık açısından bir risk oluşturmaz.</p>
<p>Annenin beslenmesi ile bebeğin gazı arasında bir ilişki var mıdır?</p>
<p>Kesin olarak saptanmamakla birlikte, annenin diyetiyle bebekteki kolik arasında ilişki olabileceği düşünülmektedir. Annenin kendisinde gaz yapan yiyecekleri saptayarak bunları daha az tüketmeye çalışmasının yararı olabilir. Süt alerjisi olan bebeklerde de annenin süt ve süt ürünlerini alması koliği arttırabilir. Bunları annenin gözlemleyerek saptaması mümkündür. Mama ile beslenen bebeklerde de daha az gaz yapıcı mamalar denenebilir.</p>
<p>Nedeni nedir?</p>
<p>Koliğin kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak kalıtsal olabileceği, sigara dumanının ve annenin stresinin koliği arttırabileceği, bebeklerin sinir sisteminin tam olgunlaşmamış olması gibi teoriler olmakla birlikte netlik kazanmamıştır.</p>
<p>Kolik için tedavi seçenekleri neler?</p>
<p>Doktorunuz kolik için bazı ilaçlar önerecektir. Bunlar genellikle gaz giderici ilaçlardır ve her zaman işe yaramayabilir. Bu nedenle birkaç yöntemi birden uygulamak gerekebilir. Sıcak bir duş aldırmak, hafif bir kundak yapmak bazı bebekleri rahatlatabilir. Arabayla veya puseti ile dolaştırmak çoğunlukla işe yarar. Ritmik sesler, elektrikli süpürge sesi de bebeği rahatlatabilir. Beyaz gürültü adı verilen tüm ses frekanslarını içeren ses cd leride satılmaktadır. Tüm bu yöntemlere karşın bebeğinizin ağlaması ile başa çıkamıyorsanız ve bebeğinizde bir sağlık sorunu olduğunu düşünüyorsanız doktorunuza başvurmalısınız. Daha önce pek ağlamayan bebekte ani başlayan ve uzun süren ağlamalar da doktora başvurmayı gerektirir.</p>
<p>Bebek ortalama kaç aylıkken yaşar?</p>
<p>Kolik genellikle ikinci, üçüncü haftada başlar ve altıncı haftda en yoğun seviyeye ulaşır. Genellikle üçüncü ayda sonlanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/annelerin-kabusu-kolik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocularda Uykunun Önemi</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/cocularda-uykunun-onemi/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/cocularda-uykunun-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 14:35:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek ve Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uykunun yararları]]></category>
		<category><![CDATA[uykunun zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=441</guid>
		<description><![CDATA[Uyku yalnızca bir dinlenme aracı değildir. Uyku, beyin başta olmak üzere tüm organların rejenerasyonu için şarttır. Uyku sırasında stres hormonları azalırken büyüme hormonu salınımı artar. Bu sayede uyku sırasında vücut kendini onarır, yeniden yapılandırır, protein sentezi artar ve vücut kendini yeni güne hazırlar.
 
Düzenli Uyku Hafızayı da Güçlendiriyor
 
Uyku zamanı bakıcıların dört gözle bekledikleri soluklanma zamanı olurken; çocuklar için çok daha büyük bir öneme sahiptir. Çocuk uyku sırasında büyümektedir. Çocuk ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku ihtiyacı da o kadar fazladır. Düzenli uyuyan çocukta büyüme daha hızlı olacaktır. Yine bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku yalnızca bir dinlenme aracı değildir. Uyku, beyin başta olmak üzere tüm organların rejenerasyonu için şarttır. Uyku sırasında stres hormonları azalırken büyüme hormonu salınımı artar<span id="more-441"></span>. Bu sayede uyku sırasında vücut kendini onarır, yeniden yapılandırır, protein sentezi artar ve vücut kendini yeni güne hazırlar.<br />
 <br />
Düzenli Uyku Hafızayı da Güçlendiriyor<br />
 <br />
Uyku zamanı bakıcıların dört gözle bekledikleri soluklanma zamanı olurken; çocuklar için çok daha büyük bir öneme sahiptir. Çocuk uyku sırasında büyümektedir. Çocuk ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku ihtiyacı da o kadar fazladır. Düzenli uyuyan çocukta büyüme daha hızlı olacaktır. Yine bu çocuklarda öğrenmenin daha net, hafızanın daha güçlü olduğu ortaya konmuştur. Yetersiz uyuyan çocuklarda durum tam tersidir. Yeterince uyuyamayan çocuklarda obezitenin daha sık olduğu saptanmıştır. Bu çocuklarda abur cubur yeme, fazla kalorili içecekler içme ve televizyon ya da bilgisayar karşısında geçirilen süre daha fazladır.<br />
 <br />
Düzenli Uyku Hiperaktivite ve Depresyon Riskini Azaltıyor<br />
 <br />
Bilimsel araştırmalar okul öncesi çocuklarda düzenli uykunun hiperaktivite, anksiyete ve depresyonu azalttığını göstermiştir. Yine bir haftalık süre içinde 3-4 gün ve fazlası uykunun (bu da gün başına en az 11–12 saat uyku demektir) çocuklar için gerekli olduğu gösterilmiştir. Ergenlik döneminde uyku zamanı genellikle gece yarısından sonraya sarkar ve çocuk az uykuyla yetinmeye başlar. Günlük 7–7,5 saat uykuyla yetinen çocuklarda depresyon eğiliminin daha fazla olduğu gösterilmiştir.<br />
Bu çocuklarda depresyon sıklığının gece 22.00 den önce yatağa giren çocuklara göre % 42 daha fazla olduğu gösterilmiştir. Ergenlik döneminde ideal uyku zamanı 9 saat iken, birçok çocuk 7–7,5 saat uyku ile yetinmektedir.<br />
 <br />
Çocuğunuzun Yatma Vaktini 22.00 Olarak Belirleyin<br />
 <br />
Tüm çocukluk boyunca uykuya yatma zamanının mutlaka gece 22.00’den önce olması sağlanmalıdır. Bunu sağlamak her zaman çok kolay olmayabilir. Sağlıklı uyku alışkanlığının oturtulması erken bebeklik döneminde itibaren başlatılmalıdır.<br />
 <br />
Çocuğunuzun Kendi Kendine Uykuya Dalmasını Sağlayın<br />
 <br />
Çocuk temas, anne göğsü, beslenerek ya da sallanarak uykuya dalmaya alışmışsa şartlı refleks oluşacaktır. Her uyandığında uyumak için zorunlu hale gelen bu koşulların varlığını isteyecektir. Böylece anne ya da bakıcı için uykusuz geceler başlayacaktır. Bu nedenle bebeklik döneminde geliştirilen uyku alışkanlığı konusunda ailenin çocukları ve kendi çıkarları açısından çocukların bağımsız uykuya dalabilme alışkanlığını oturtmaları gerekir. Çocuklarda genellikle ayrılık anksiyetesi söz konusudur. Çocuklar gece uyandıklarında gerçek ile rüya arasındaki ayrımı kavrayabilmek için daha uzun süreyle ihtiyaç duyarlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/cocularda-uykunun-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ailelerin Kabusu Çocuğunun Altını Islatması Nedenleri Nedir?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/ailelerin-kabusu-cocugunun-altini-islatmasi-nedenleri-nedir/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/ailelerin-kabusu-cocugunun-altini-islatmasi-nedenleri-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 20:33:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[altını ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[çiş kaçırmak ve nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=416</guid>
		<description><![CDATA[Genellikle çocuklar, 2-3 yaşlarında gündüz mesane kontrolünü kazanırlar. Gece kontrolü ise 3,5-4,5 yaşları arasında tamamlanmaktadır. Çocuğun normal gelişim içinde idrarını gece ve gündüz kontrol edeceği biyolojik olgunluğa erişmesi gereken 5 yaşından sonra tekrarlayıcı olarak istem dışı alt ıslatması enürezis adını alır.
Enürezis tanısı konması için; 4 yaşını dolduran çocuğun, yatağına ya da giysilerine tekrarlayıcı nitelikte idrar kaçırması ve bu davranışın en az üç ay süre ile en az haftada iki kez ortaya çıkması ya da klinik açıdan belirgin bir sıkıntı doğurması ya da önemli işlevsellik alanlarında (okulda, toplumsal, v.b) bozulmaya neden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle çocuklar, 2-3 yaşlarında gündüz mesane kontrolünü kazanırlar. Gece kontrolü ise 3,5-4,5 yaşları arasında tamamlanmaktadır. <span id="more-416"></span>Çocuğun normal gelişim içinde idrarını gece ve gündüz kontrol edeceği biyolojik olgunluğa erişmesi gereken 5 yaşından sonra tekrarlayıcı olarak istem dışı alt ıslatması enürezis adını alır.</p>
<p>Enürezis tanısı konması için; 4 yaşını dolduran çocuğun, yatağına ya da giysilerine tekrarlayıcı nitelikte idrar kaçırması ve bu davranışın en az üç ay süre ile en az haftada iki kez ortaya çıkması ya da klinik açıdan belirgin bir sıkıntı doğurması ya da önemli işlevsellik alanlarında (okulda, toplumsal, v.b) bozulmaya neden olması gerekir. Ayrıca bu davranışın tıbbi bir duruma bağlı olmaması gerekir.</p>
<p>İdrar kaçırma sadece gece uyku sırasında oluyorsa bu durum Nokturnal enürezi, eğer idrar kaçırma çocuğun uyanık olduğu saatlerde gerçekleşiyorsa Diürnal enürezis adını alır. Nokturnal enürezis erkek çocuklarda, diurnal enürezis ise kız çocuklarda daha sık görülür. Yaklaşık %75-80 oranında bulunan bebekliklerinden beri enürektik olma durumuna birincil enürezis denir. Bu durum sinir-kas kontrolündeki gecikmeden veya anne babanın yetersiz tuvalet eğitiminden kaynaklanabilir. Alt ıslatma probleminin %20-25lik bölümünü oluşturan ikincil enürezis ise en az 1 yıl boyunca idrarını kontrol edebildikten sonra bir gerilemenin olduğu durumdur. İkincil enürezis bir kardeşin doğumuna tepki olarak regresyon belirtisi olabilir.</p>
<p>Sıklık<br />
Türkiye&#8217;de çocukların yaklaşık %20si ve yetişkinlerin %1i bu sorunu yaşamaktadır. Ankara&#8217;daki Çocuk Ruh Sağlığı bölümlerine getirilen çocuklardaki enürezis oranı %18-21 civarındadır. Sosyoekonomik düzeyin ve eğitim düzeyinin düşük olduğu ailelerde, psikososyal açıdan olumsuz durumdaki çocuklarda ve erkek çocuklarda kız çocuklardan</p>
<p>daha sık görülmektedir.<br />
Nedenleri<br />
Enürezisin nedenlerinden biri olarak ailesel bir yatkınlığın bulunduğundan söz edilir.</p>
<p>Enüretik çocukların işlevsel mesane kapasitesinin düşük olduğundan, internal sfinkterin tam olarak işlev görmesinin geciktiği de bildirilmiştir. Ayrıca tuvalet eğitimine gelişimsel açıdan hazır olmadığı bir dönemde başlama, katı tuvalet eğitimi ve anne-babanın uygunsuz tutumları enürezise neden olabilir. Bu durumda enürezis, genellikle titiz bir annenin katı tuvalet eğitimine karşı pasif agresif bir tepki niteliği taşıyabilmektedir. Tuvalet eğitimine çocuğun sfinkterleri üzerindeki denetimini kazanmaya başladığı 1.5 yaşlarında başlanması daha uygundur. Aile düzenindeki önemli değişiklikler, ailede ölümler, ayrılıklar, boşanma, geçimsizlikler, hastalıklar ya da okulda başarısızlıklar gibi psikososyal etkenler özellikle ikincil enirezisin nedenleri arasında sayılabilir. Ailenin aşırı koruyucu ve hoşgörülü tutumları da çocuğun bebeksi kalmasına neden olarak enürezis belirtisi ortaya çıkabilir.<br />
 <br />
Olumsuz Etkileri<br />
Enüretik çocukların benlik saygılarının kontrol grubuna göre daha düşük olduğunu, sorun düzelince benlik saygısının normale döndüğünü gösteren birçok çalışma vardır. Çünkü enürezis, özellikle çocukların kişilik gelişiminde etkili olan sosyal faaliyetlere katılımını güçleştirir ve yaşamını önemli ölçüde etkileyebilir. Ve bu şekilde çocukta özgüven eksikliğine, benlik saygısının azalmasına ve sosyal kimlikle ilgili sorunlara yol açabilir..</p>
<p>Ayırıcı Tanı</p>
<p>Enürezisin ayırıcı tanısında, organik veya metabolik bir nedene bağlı olan enürezi durumlarına dikkat etmek gerekir. Ürogenital sistem anormalileri, ürogenital sistem enfeksiyonları, poliüri yapan metabolik hastalıklar, şeker hastalığı, epilepsi v.s. olup olmadığı incelenmelidir.</p>
<p>Tedavi</p>
<p>Enürezisin biyolojik bir nedeni olmadığı ve durumun psikolojik olduğu anlaşıldıktan sonra tedavisi başlar. Tedavide uygulanan yöntemler; aileye danışmanlık, davranış tedavisi, psikoterapi ve ilaçlardır. Aileye danışmanlık yaparken, ailenin çocuğun enürezisine karşı duygu, düşünce ve davranışları incelenir. Aileler bu duruma öfke, utanç ve bıkkınlık hissederek cezalandırma, kıyaslama, utandırma gibi tutumlarla olumsuz davranabiliyorlar veya çocuğu bezlerken öpüp severek enürezisi destekleyen tutumlarda bulunabiliyorlar. Her iki tutumun da zararlı olduğu aileye açıklanır. Davranış tedavisinde uygulanabilecek birkaç yöntem vardır. Bunlardan birinde, çocuğun az miktarda idrar yapmasıyla idrar alarmı denilen bir zil çalar ve çocuk uyanarak tuvalete gider. Takvim tutma ve ödüllendirme teknikleri ise çocuğun motivasyonunu artırır ve ona sorumluluk verir. Bu yöntemde çocuk ıslak veya kuru olduğu geceleri bir takvim üzerinde işaretler. Eğer takvimde işaretlenmiş olan kuru günler çoksa çocuğa ödül verilir. Duygusal içeriği olan ödüller (kucaklamak, başardığını hissettirmek, aferin demek) daha etkili olur. Bir başka davranışçı yöntemde de çocuğa idrarı geldiğinde bir süre tutması öğretilir ve bu süre giderek arttırılarak idrar tonusu ve kapasitesinin arttırılması hedeflenir. Bunlardan yanıt alınamazsa ilaç tedavisi denenebilir. İlaç tedavisi etkilidir, ama tedaviye devam edilmezse enürezis yineleyebilir. Çocuğun tedaviye dirençli olması, birlikte davranış ve duygulanım sorunlarının görülmesi, zorlu yaşam olaylarından sonra başlayan ikincil enürezis olması söz konusu ise bir uzmana başvurarak psikoterapi görmesi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/ailelerin-kabusu-cocugunun-altini-islatmasi-nedenleri-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Sütünde Gaz Yapan Yiyecekler Nelerdir?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/anne-sutunde-gaz-yapan-yiyecekler-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/anne-sutunde-gaz-yapan-yiyecekler-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 11:23:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek ve Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[anneye gaz yapan yiyecekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[ 1-Gaz yapan yiyeceklerden kaçınınız (karnıbahar, mısır, salatalık, bezelye, nohut, fasulye, lahana, ıspanak). 2- Bebğinizde kolik tarzında ağrı olduğundan ağlaması gayet normal,İnfantil kolik için çeşitli yazarlar çeşitli tanımlar yapmaktadır. Ancak en çok kullanılan tanım; sağlıklı bir bebekte barsak kökenli olarak en az günde 3 saat, en az haftada üç gün ve en az 3 hafta süren periyodik ağlamalardır.Ancak çok ağlamanın ölçüsü her anne baba için değişebilmektedir. Bu nedenle en basit tanım belirli aralıklarla oluşan ve ilk üç ay boyunca süren sebebi belli olmayan ve aileyi rahatsız edecek düzeydeki ağlamalar olarak yapılabilir. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> 1-Gaz yapan yiyeceklerden kaçınınız (karnıbahar, mısır, salatalık, bezelye, nohut, fasulye, lahana, ıspanak). <span id="more-268"></span>2- Bebğinizde kolik tarzında ağrı olduğundan ağlaması gayet normal,İnfantil kolik için çeşitli yazarlar çeşitli tanımlar yapmaktadır. Ancak en çok kullanılan tanım; sağlıklı bir bebekte barsak kökenli olarak en az günde 3 saat, en az haftada üç gün ve en az 3 hafta süren periyodik ağlamalardır.Ancak çok ağlamanın ölçüsü her anne baba için değişebilmektedir. Bu nedenle en basit tanım belirli aralıklarla oluşan ve ilk üç ay boyunca süren sebebi belli olmayan ve aileyi rahatsız edecek düzeydeki ağlamalar olarak yapılabilir. Genellikle akşam saatlerine doğru sağlıklı olan bebekte birdenbire suratta kızarma, dizlerini karnına çekme ile birlikte tiz bir çığlık şeklinde ağlama başlar ve birkaç dakika içinde geçer. Yine birkaç dakika sonra yeni bir nöbet başlar ve bu ağlamalar 2-3 saat sürer. Bebek birtürlü avutulamaz. Karnından artmış barsak sesleri duyulabilir. Gaz çıkartmakla ağrı hafifleyebilir. Kolik genellikle yaşamın ilk veya ikinci haftasında başlar. Altıncı haftada şiddetlenir. Bebeklerin %25 i günde 3 saatten fazla ağlamaktadır. 2-3. ayda, bazen de 4. ayda kendiliğinden kesilir. Tüm bebeklerin yaklaşık % 20-30 unda görülmektedir. Nedeni bilinmemekle birlikte bazı teoriler oluşturulmuştur: 1.Gıda allerjisi/intoleransı:Birçok emziren anne bebeklerinde koliğe sebep olabilecek gıdaları yedikleri ile aldıklarına inanmaktadırlar. İnek sütünde bulunan antijenler anne sütünde de bulunabilmektedir. İnek sütü proteinine karşı bir kez duyarlılaşan bebek ( placenta yolu ile, anne sütü ile veya hastanede iken verilen formul mamalarla olabilir) anne sütünü aldığında inek sütü proteinine karşı allerjik reaksiyon gösterir. Yapılan çift kör araştırmalarda ısrarcı karın ağrılarının 3 te birinde sebebin gıda allerjisi olduğunu göstermiştir. Yapılan bir başka çalışma ise annenin yediği besinlerle bebeğinde görülen kolik arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Özellikle annenin yediği lahana, karnıbahar, brokoli gibi sebzeler, inek sütü, çukulata ve soğanın bebekte kolik oluşturma olasılığı yüksektir. Hamilelik esnasında sigara ve cafein tüketimi de anne sütünün kalitesini bozmaktadır. 2.Anormal peristaltizm veya çok fazla gaz: Uzun süre aç kalmış ve laktoz içeren mama ile beslenen infantil kolikli bebeklerin nefeslerinde koliği olmayan bebeklere nazaran daha yüksek oranlarda hidrojen gazına rastlanmıştır. Ancak laktozsuz mama ile beslenme de herhangi bir olumlu değişiklik yaratmamıştır. Anne sütü ve inek sütü içerdikleri oligosakkaridlerle immunolojik fonksiyonu yerine getirirler ancak nefeste bulunan hidrojeni de arttırırlar. 3.Artmış hassasiyet: Bu aylarda bebeklerin sinir sistemleri henüz gelişmemiştir ve uyarılara karşı daha duyarlıdırlar. Normal bir gazı acı olarak algılıyor olabilirler. 4.Doğum öncesi gerilim. Gebelik esnasında psikolojik gerginlik yaşayan annelerin bebeklerinde kolik daha sık görülmektedir. 5.İnter reaksiyonel model: Anne babadaki gerilimler ve çevresel faktörler bebeğin duygularını etkileyebilir. Tedavi: Koliğin hiçbir bilinen tedavisi yoktur.Ancak bazı önlemler yararlı olabilmektedir: Öncelikle bebeğinizi bir hekime götürün ve ağlama ve karın ağrısına neden olabilecek diğer hastalıklarla ayırıcı tanısının yapılmasını sağlayın. Bebeğinizin rahat ve tok olmasını sağlayın. Bebeğinizi dik olarak kucağınıza alın ve sırtına minik darbeler vurarak sakinleştirmeye çalışın. Biberonla beslenme 20 dakikadan az sürüyorsa daha az delikli bir biberon başıyla beslemeyi deneyin.Böylece emme arzusunu giderin. Sessiz ve daha az aydınlık bir oda dış uyaranları azaltarak yardımcı olabilir. Bebeği korkutabilecek ani hareketlerden sakının. On dakikadan fazla süredir bebeğiniz ağlıyorsa yüzüstü yatırmayı deneyin. Çok aktif bebeklerde bebeğin bir battaniye ile sarmalanması işe yarayabilir. Bazı bebekler araba yolculuğu ile bazılarıda saç kurtma makinası veya elektrik süpürgesi sesi ile sakinleşebilmektedirler. Ana baba olarak çocuğunuzun sağlıklı bir bebek olduğunu, infantil kolik in çocuğunuzun büyüme ve gelişmesi üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olmayacağını ve bir müddet sonra kendiliğinden geçeceğini unutmayın ve moralinizi bozmayın. Bebeğinizi formul mamaları ile besliyorsanız mamayı değiştirin. İnek sütü proteini olan mamalar yerine soya formüllü mamalar bazen yararlı olabilmektedir. Bebeğinizi emziriyorsanız yediğiniz gıdalara dikkat edin (Lahana,karnıbahar,brokoli,inek sütü,çukulata ve soğandan uzak durmayı deneyin) Koliklerde kullanılan hiçbir ilacın faydası kanıtlanamamıştır. Bazı yan etkilere neden olabilirler. 3-) 18-22 derece arasında olması gereklidir. Bu tavsiyeler, genel bilgilerdir. Fakat unutmayınız ki, özel rahatsızlığınız için en iyi tavsiye, şikayetlerinizi dinleyen ve sizi muayene eden doktorunuzun tavsiyesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/anne-sutunde-gaz-yapan-yiyecekler-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeği Kundaklamanın Zararları Nelerdir?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/bebegi-kundaklamanin-zararlari-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/bebegi-kundaklamanin-zararlari-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 07:40:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek kundaklanması]]></category>
		<category><![CDATA[bebekteki yanlıs uyutma sekıllerı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[ 
Yeni doğan bebeklere yapılan yanlış uygulamalar kalça çıkığına, hatta sakatlığa neden oluyor. Kundak yapmak ve bebeği ayaklarından tutup baş aşağı sallamak ilk sırada yer alıyor.
Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Çullu, doğuştan kalça çıkığının, hayatın ilk haftalarında görülen bir sorun olduğunu belirterek, doğum sırasında bebeğin kalçalarının çıkığa eğilimli olduğunu, doktorların yaptığı yanlış uygulamaların, kalça çıkıklarına yol açtığını öne sürdü.
Bu sorunu artık doğumsal değil, gelişimsel kalça çıkığı olarak adlandırdıklarını ifade eden Çullu, kundak yapmanın ve çocuğu ayaklarından tutup baş aşağı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Yeni doğan bebeklere yapılan yanlış uygulamalar kalça çıkığına, hatta sakatlığa neden oluyor. Kundak yapmak ve bebeği ayaklarından tutup baş aşağı sallamak ilk sırada yer alıyor.<span id="more-172"></span></p>
<p>Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Çullu, doğuştan kalça çıkığının, hayatın ilk haftalarında görülen bir sorun olduğunu belirterek, doğum sırasında bebeğin kalçalarının çıkığa eğilimli olduğunu, doktorların yaptığı yanlış uygulamaların, kalça çıkıklarına yol açtığını öne sürdü.</p>
<p>Bu sorunu artık doğumsal değil, gelişimsel kalça çıkığı olarak adlandırdıklarını ifade eden Çullu, kundak yapmanın ve çocuğu ayaklarından tutup baş aşağı sallamanın kalçayı çıkık hale getiren yanlış uygulamaların başında geldiğini söyledi. Çocukların kundağa sarıldığı toplumlarda, kalça çıkığı görülme sıklığının fazla olduğunu ifade eden Çullu, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Anne karnında kolları ve bacakları kıvrık duran bebeğin bir süre daha bu pozisyonu koruması, doğanın gereğidir. Bunun aksine, kalça ve dizleri zorla düzeltilerek sıkıca kundağa sarılmış bebeklerde kalçalar çıkığa eğilimli hale getirilmektedir. Çukuru henüz tam gelişmemiş yeni doğan bebeğin, bu zorlamalar nedeniyle kalçası çıkabilmektedir. Çünkü her ne kadar doğuştan desek de bebeklerimizin kalçaları doğuştan çıkık değildir. İlk haftalarda yapılan yanlışlar sonucu çıkmaktadır. Bu hastalığın görülme sıklığı binde 1-2 civarındadır. Bu hiç de azımsanmayacak bir orandır. Doğuma hazırlanan annenin gevşeyen bağ dokuları anne karnındaki bebeğin bağ dokularının da gevşemesine neden olmaktadır. Bu durum bebeği doğumdan sonraki ilk haftalarda kalça çıkığına eğilimli hale getirmektedir. Bu aşamada bebeğe yapılan yanlış uygulamalar kalça çıkığı riskini artırır.&#8221;</p>
<p>NASIL FARK EDİLİR?<br />
Anne ve babaların yeni doğan bebeği çok iyi gözlemlemesi gerektiğini belirten Prof. Çullu, ailelere bebeğin kalça ve uyluklarındaki kıvrımlara dikkat etmelerini önerdi.</p>
<p>&#8221;Sağ ve soldaki kıvrımlar eşit yerde ve sayıda olmalıdır. Eğer bir eşitsizlik varsa kalça çıkığı olma olasılığı yüksektir. Bu kıvrımlardaki eşitsizlik mutlaka kalçanın çıkık olduğu anlamına gelmez. Fakat çok önemli bir uyarıdır. Kalçaların birinin veya ikisinin bebeğin altını değiştirirken yeterince açılmaması da çok önemli bir belirtidir. Bu belirtiler aileleri uyarmalı ve bir doktora başvurmaları gerektiğini hatırlatmalıdır.&#8221;</p>
<p>Kalçası çıkık bebeklerin normal bebeklere oranla daha geç yürüdüğünü, yürümede gecikme veya daha kötüsü topallayarak yürümenin kalça çıkığı belirtisi olabileceğini ifade eden Çullu, &#8221;Çıkık kalçayla topallayarak yürüyen bebeklerin tanısını koymak çok kolaydır. Fakat çok geç kalınmıştır. Günümüzde ultrason, kalça çıkığının erken saptanmasında çok önemli araçtır&#8221; dedi.</p>
<p>ERKEN TANIDA TEDAVİ KOLAY<br />
ADÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Çullu, gerek muayene, gerekse ultrason sayesinde ilk 3-4 ay içerisinde erken tanı konmuş bebeklerde kalça çıkığının basitçe halledilebildiğini ve bebeğin ömrünü sağlıklı olarak sürdürebileceğini dile getirerek, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Ultrason, henüz kalça topuzu ve çukuru kıkırdak iken kalçada olası bir çıkık veya gevşekliğin erkenden saptanmasını sağlıyor ve erken tedaviye olanak tanıyor. Çünkü bu yaşlarda basit sargılar ve cihazlar, kalça çıkığının yerine konmasında ve normal gelişmesinde yeterli olmaktadır. Altı aydan sonra çıkmış kalçanın kendiliğinden yerine girmesi mümkün olmadığından, ameliyat ile tedavi gerekmektedir. Tanı konma yaşı geciktikçe ameliyat ağırlaşmakta, ameliyat sonrası normal bir kalçanın gelişme olasılığı azalmaktadır. On sekiz aylığı geçtikten sonra bebeğin kalçasını yerine yerleştirmek yetmemekte, çukuru oluşturma amacıyla ağır kemik ameliyatları da gerekmektedir.&#8221;</p>
<p>ULTRASONLA KALÇA KONTROLÜ YAPILMALI<br />
ADÜ&#8217;de 9 yıl önce başlattıkları bir uygulamayla hastanelerinde doğan her bebeğin kalçasına 4 ve 6. haftasında ultrason kontrolü yapılmak üzere gün verdiklerini ve bu protokole uyan hiç bir bebeğin kalça çıkığı sorunu yaşamadığını vurgulayan Prof. Dr. Çullu, bunun her ilde ve her bebeğe yapılması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/bebegi-kundaklamanin-zararlari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEBEK NASIL UYUTULUR?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/bebek-nasil-uyutulur/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/bebek-nasil-uyutulur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 15:58:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bebek nasıl uyur]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl uyutulur]]></category>
		<category><![CDATA[nerde yatmalı bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, bebeğin uyku ortamının nasıl olması, ne kadar uyuması ve uyku problemlerinin nasıl çözümlenmesi gerektiği konularında bilgi verdi. Bebeklerin 3 aylık olana kadar tekerlekli bebek arabasına takılabilen, gerektiğinde evden dışarıya çıkıldığında kenarlarında tutacakları olan taşınır bebek yatağında ya da beşikte uyuyabileceğini belirten Küçüködük, &#8220;Üçüncü aydan 3 yaşına kadar kullanılan bebek karyolalarında koruma çubuklarının aralıkları kol ya da bacakların sıkışmaması için 2.5 santimden dar, bacakların da dışarı sarkmaması için 6 santimden geniş olmamalıdır. Yatak altlığıyla korkulukların tepesi arasında en az 60 santim yükseklik bulunmalıdır. Bebeğin yatağı karyolaya tam oturmalı, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, bebeğin uyku ortamının nasıl olması, ne kadar uyuması ve uyku problemlerinin nasıl çözümlenmesi gerektiği konularında bilgi verdi.<span id="more-143"></span> Bebeklerin 3 aylık olana kadar tekerlekli bebek arabasına takılabilen, gerektiğinde evden dışarıya çıkıldığında kenarlarında tutacakları olan taşınır bebek yatağında ya da beşikte uyuyabileceğini belirten Küçüködük, &#8220;Üçüncü aydan 3 yaşına kadar kullanılan bebek karyolalarında koruma çubuklarının aralıkları kol ya da bacakların sıkışmaması için 2.5 santimden dar, bacakların da dışarı sarkmaması için 6 santimden geniş olmamalıdır. Yatak altlığıyla korkulukların tepesi arasında en az 60 santim yükseklik bulunmalıdır. Bebeğin yatağı karyolaya tam oturmalı, bebeğin kolunu, bacağını ya da başını sıkıştırabilecek kadar boşluklar olmamalıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Bebeğin yatağının pamuklu kumaşla kaplanması ve çok yumuşak olmaması gerektiğine dikkat çeken Küçüködük, yüzüstü dönmesi durumunda havasız kalmasını önleyecek hava delikleri bulunmasının da önemine işaret etti.</p>
<p>Yatak takımlarında sentetikten kaçınılması, yeni doğan bebekler için onu sıcaktan bunaltmayacak pamuklu örtüler ve ince battaniyeler kullanılması, bir yaşından sonra ise hafif ve sıcak tutan bir yorgan seçilmesi gerektiğine değinen Küçüködük, &#8220;Boğulma tehlikesine karşı bebekler en azından 2 yaşına gelene kadar yastık kullanılmamalıdır. Ani bebek ölümlerine karşı bebekler sırtüstü yatırılarak uyutulmalıdır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bebeği huzursuz edebileceği için aşırı sarıp sarmalanmaması, oda ısısının ılık olmasının (18-20 santigrat derece) önemini anlatan Küçüködük, imkan varsa bebek odasına gece lambası ve oturulan odadan bebeğin rahatça kontrol edilebileceği bebek alarmı takılmasının gerekliliğini dile getirdi. İlk günlerde gece-gündüz kavramı gelişmediği için bebeklerin gelişigüzel saatlerde uyuduğunu, aylar geçtikçe uyku saatlerinin geceye kayacağını kaydeden Küçüködük, &#8220;Annelerin doktorlara en çok sorduğu sorulardan biri bebeğin ne kadar uyuması gerektiği konusudur. Çocuk doyurulduğu, gazı çıkarıldığı, sessiz ve ısısı ayarlanmış bir ortamda yatırıldığı sürece ihtiyacı olacak uyku süresi kadar uyur. Bebekler genellikle sorunları yoksa bir emzirmeden diğerine kadar uyku hallerini sürdürür. Çocuk büyüdükçe uyku ihtiyacı da azalır. 6 aylık bir bebekte günlük uyku süresi çocuktan çocuğa değişmekle beraber toplam 15 saat, 1 yaşında ise 14 saat kadardır. Her çocuğun kendine göre bir uyku düzeni vardır. Uyku genellikle günün aynı saatlerine rastlar. Bebekler ilk yaşın sonlarına doğru öğle öncesi ve öğle sonrası olmak üzere iki kez uyur. Gündüz uyku alışkanlıklarının 2 saati geçmemesine dikkat etmek gerekir. Bebeğin uykusu bu süreyi aştığında gerekirse dikkatlice uykudan uyandırılmalıdır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Bir yaşını tamamlayan çocukların genellikle gündüzleri 1-2 saat, geceleri ise 12 saat kadar uyuduklarını ifade eden Küçüködük, bu durumun her çocukta farklı olabileceğini hatırlattı. Küçüködük, çocuğa akşamları düzenli olarak aynı saatte yatağa yatma alışkanlığının kazandırılması gerektiğinin önemini vurgulayarak, &#8220;Aksi halde çocukta uyku problemleri başlayabilir. Akşamları uyku alışkanlığının kazanılması için bebeğin beslenmesinin odasında yapılması sağlanmalı. Uykuyu ceza değil eğlence haline getirmek için 20 dakikalık bir zaman ayrılmalı, mimikli bir oyun kurgusunun oluşturulması gereklidir. Bunun yanı sıra yatağına sevdiği oyuncaklar ya da sarılarak uyuduğu bir şey varsa o konulmalıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Bazı çocukların gece yarısı uykudan ağlayarak uyanıp annelerinin yatağına gittiğini kaydeden Küçüködük, bu durumda annenin çocuğu koynuna almaması gerektiğini belirtti. Küçüködük, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Anne çocuğu koynuna almak yerine, onu tekrar yatağına yatırıp, yanında oturarak sırtını sıvazlayıp onu okşaması, sakinleşmesini sağlamaya çalışması daha doğru bir hareket olacaktır. Bu uygulama çocuğun her seferinde annesinin yatağına gitme alışkanlığını kazanmasını da engeller.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/bebek-nasil-uyutulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykusuzluk</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/uykusuzluk/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/uykusuzluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 09:03:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kararlılık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyku.uykusuzluk.bebek.gece.yatak.anne.baba.karar]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[yatak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[Uyku saatinde kontrolsüz şekilde ağlama, geceleri sık sık uykudan uyanma ve yataktan çıkma ve anne babanın yatağına girmek isteme, okul öncesi çağındaki çocuklarda sıkça rastlanan uyku problemlerindendir.
Eğer çocuğunuzun uyku sorunları varsa, yalnız değilsiniz. Bu anne ve babaların sıklıkla şikayetçi olduğu bir problemdir. Problemin geçici olup olmadığı veya arada bir meydana gelip gelmediği ya da aylardır sorun olduğuna bakılmaksızın, geceleri uyanan ve anne babalarını da uyandıran çocuklar, huysuz bir çocuk probleminin yanı sıra, anne ve babalarının da yorgun bir gece geçirmesine neden olurlar. Çocuğun kaç yaşında olduğuna bağlı olarak nedenler çok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku saatinde kontrolsüz şekilde ağlama, geceleri sık sık uykudan uyanma ve yataktan çıkma ve anne babanın yatağına girmek isteme, okul öncesi çağındaki çocuklarda sıkça rastlanan uyku problemlerindendir.<span id="more-45"></span></p>
<p>Eğer çocuğunuzun uyku sorunları varsa, yalnız değilsiniz. Bu anne ve babaların sıklıkla şikayetçi olduğu bir problemdir. Problemin geçici olup olmadığı veya arada bir meydana gelip gelmediği ya da aylardır sorun olduğuna bakılmaksızın, geceleri uyanan ve anne babalarını da uyandıran çocuklar, huysuz bir çocuk probleminin yanı sıra, anne ve babalarının da yorgun bir gece geçirmesine neden olurlar. Çocuğun kaç yaşında olduğuna bağlı olarak nedenler çok çeşitlidir.<!--more--></p>
<p>Eğer çocuğunuz 12 ila 24 aylık ise ve sürekli gece uykusu problemleri varsa, onun bu problemlerine siz de katkıda bulunuyor olabilirsiniz. 4 aylıktan daha büyük çoğu bebekler, geceleri birkaç kez uyanırlar ve sonra kendiliğinden tekrar uykuya dalarlar. Bununla beraber, eğer bebek geceleri her uyanışında ve ağlayışında anne ve babasının odasına koşacağını öğrenmişse. ister istemez tekrar uykuya dalmak için anne ve babasına gereksinim duyacaktır. Aslında çocuk geceleri ağlayarak bir çeşit terbiye kazanmaktadır.</p>
<p>Çocuğunuzun uyku alışkanlıkları kazanmasında kaçınmanız gereken noktalar şunlardır:</p>
<p>Çocuğu uyutmak için avutmak ya da biberon gibi bir şey vermek, onunla aynı odada uyumak, uyuması için kucakta sallamak, gece yarısı onunla oyunlar oynamak, gündüzleri çocuğun toplam 3 saatten fazla uyumasına izin vermek. geceleri bezini değiştirmek.</p>
<p>Daha sonra, gece kendi yatağına gitmek istemeyen veya gece yarısı uykudan uyanan çocuklar için aşağıdakileri deneyin. Her ne kadar bu yaklaşımınız sizi bir süre uykusuz bırakırsa da. sonunda<br />
1. Çocuğunuzu yatağına uyanık olarak yatırın. Ona iyi geceler deyin ve ısrarlarına rağmen odayı terk edin.</p>
<p>2. Bebeğiniz ağlamaya başlayınca hemen odasına koşmayın. çocuğu kontrol etmeden önce 15-20 dakika bekleyin. Daha sonra, odada bir dakikadan daha az bir süre kalın. Işığı açmayın ve çocuğu kucağınıza almayın; basit bir şekilde, her şeyin yolunda olduğu ve o anın uyuma saati olduğunu ona söyleyin.</p>
<p>Bebeğiniz ilk gece belki bir saat süreyle ağlayacaktır, ancak bu yöntem kullanılmaya devam ettiğinde ağlama süresi genellikle her gece biraz daha azalacaktır. Bazı çocuklar geceleri ağlamayı huy edinmemişlerdir, korktukları için yataklarına dönmeyi reddederler; ya da geceleri korkuyla uyanırlar.</p>
<p>Eğer bebeğinizin ağlaması basit bir ağlamadan çok korkulu bir feryat halinde ise, derhal bebeğinizin yanına koşmanız gerekir. Sizin yüzünüzü görmek. bebeğinizi rahatlatacaktır. Böyle bir durumda, bebeğinizi sakinleştirdikten sonra da yatağının başucunda bir süre oturmanız gerekir Bu esnada onunla oyun oynama-malı ya da konuşmamalısınız. Bebeğinizin bu anı sanki bir oyun zamanı gibi algılamasına izin vermeyin.</p>
<p>Daha büyük okul öncesi çağı çocukları ayrıca çoğunlukla uykularını bölen kabus ya da korkulu rüyalar görürler. Bu durumda da çocuğunuzu sakinleştirin. Onunla oynaşmayın, sabırsız davranmayın ya da onunla korktuğu şeyi tartışmayın. Odasının kapısını açık bırakmak veya bir gece lambası kullanmak yararlı olabilir.</p>
<p>Eğer çocuğunuz gece sizin yatağınıza girmek istiyorsa, yumuşak, fakat kararlı bir şekilde onu kendi yatağına götürün. Böyle bir yaklaşım uzun dönemde hem çocuk, hem de anne baba için en yararlı olan terbiye şeklidir.</p>
<p>Bu yazı hekimceden alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/uykusuzluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
