<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bebeğiniz ve Siz... &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.minikpatik.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.minikpatik.com</link>
	<description>Bebeklerimiz ve çocuklarımız ile ilgili herşey...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 01:17:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Sevgiliye Alınan Hediye Listesi</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/sevgiliye-alinan-hediye-listesi/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/sevgiliye-alinan-hediye-listesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 01:13:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[sevgiliye hediye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1355</guid>
		<description><![CDATA[


1. Gül Yaprakları
Gül yapraklarını her yerde kullanmanız mümkün. Evin içinde yatağınıza gül yapraklarından bir yol yapabilirsiniz. Gül yapraklarını yatağınıza serpebilirsiniz. Yatakta gül yaprakları inanılmaz bir romantizm yaşatır. Bulunduğunuz ortam müsaitse ve birine yaptırma imkanınız varsa, muhabbetinizin en romantik anında üstten masanıza ya da hemen yanınıza gül yaprakları serptirebilirsiniz. Evlenme teklif edecekseniz hayır demesi imkansız
2. Fotoğraf Sürprizi
Birlikte çekilmiş en sevdiğiniz fotoğrafları bir fotoğrafçıya giderek çerçevelettirin. Fotomontaj yoluyla ikinizin fotoğrafına çok güzel bir hava katabilirler. Mesela kalp içinde ikinizin fotoğrafı. En sevdiğiniz fotoğraflardan küçük bir albümde hazırlamanız hoş olabilir.
3. Aşkınızı Çizin
Eğer resim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div id="post_message_286892">
<blockquote><p>1. Gül Yaprakları</p>
<p>Gül yapraklarını her yerde kullanmanız mümkün. Evin içinde yatağınıza gül yapraklarından bir yol yapabilirsiniz. Gül yapraklarını yatağınıza serpebilirsiniz. Yatakta gül yaprakları inanılmaz bir romantizm yaşatır.<span id="more-1355"></span> Bulunduğunuz ortam müsaitse ve birine yaptırma imkanınız varsa, muhabbetinizin en romantik anında üstten masanıza ya da hemen yanınıza gül yaprakları serptirebilirsiniz. Evlenme teklif edecekseniz hayır demesi imkansız</p>
<p>2. Fotoğraf Sürprizi</p>
<p>Birlikte çekilmiş en sevdiğiniz fotoğrafları bir fotoğrafçıya giderek çerçevelettirin. Fotomontaj yoluyla ikinizin fotoğrafına çok güzel bir hava katabilirler. Mesela kalp içinde ikinizin fotoğrafı. En sevdiğiniz fotoğraflardan küçük bir albümde hazırlamanız hoş olabilir.</p>
<p>3. Aşkınızı Çizin</p>
<p>Eğer resim yapabiliyorsanız ya da çiziminiz kuvvetliyse, aşkınızı kağıda yansıtmaya ne dersiniz? Onun fotoğrafını en zarif çizgilerle kağıda dökün.</p>
<p>4. Mum Işığında Yemek<br />
Belki biraz klasik, ama hala en romantik alternatiflerden biri mum ışığında bir akşam yemeği. İster bir restoranda, isterseniz en sevdiği yemeklerden oluşan bir mönü eşliğinde evde; hafif bir müzik eşliğinde bu gecenin keyfini çıkarabilirsiniz.</p>
<p>5. Romantik Mum Yolu<br />
Mumların romantik gücü tartışılmaz! Evinizin giriş kapısından başlayarak yatak odanıza kadar yere küçük, renkli mumlar yerleştirerek bir ‘mum yolu’ yaratın. Eşiniz yatağınızın kenarındaki son muma ulaştığında kendisini orada bekliyor olun. Bunu gül yapraklarıyla daha romantik hale getirmeniz mümkün.</p>
<p>6. Küçük Tatlı Hediye</p>
<p>İstediğiniz boyda bir ayakkabı kutusu edinin ve üzerini resim, yazı, fotoğraf, çiçek, vs. ile süsleyin. İçine de en sevdiği şekerlerden veya çikolatalardan doldurun. Bir de ‘sen bunlardan çok daha tatlısın’ yazılı bir kart eklemeyi unutmayın.</p>
<p>7. Biraz Macera</p>
<p>Çılgın bir kişiliğe sahipseniz, onun işyerinde dış cephe camları silen asansöre binin. Çalıştığı kata geldiğinizde camı tıklatıp ’seni seviyorum’ yazan notu gösterin. Türkiye’de bunu pek yapamazsınızda, karşı binaya gidip camına taş atıp önce onu telaşlandırıp, sonra seni seviyorum pankartını da gösterebilirsiniz. Ama bunun sonucu ne olur çok emin değilim bizimkiler çakıl taşı yeine bildiğimiz taşlardan atıp camı kırabilirler</p>
<p>8. Aşkınızı Anons Edin</p>
<p>O gün birlikte bir mağazaya alışverişe gidin, sonra birden ortadan yok olun ve onu ne kadar çok sevdiğinizi mağazada mikrofonlar aracılığıyla anons edin. Elbette tüm bunları mağaza yetkilileriyle önceden organize etmeyi unutmayın.</p>
<p>9. Özel Bir Gece</p>
<p>Uzun zamandır onunla yalnız kalamadığınızı mı düşünüyorsunuz? O zaman maddi durumunuza göre şık bir otelde bir oda ayırtın ve bu özel günün başbaşa tadını çıkarın.</p>
<p>10. Nostalji Yaşatın</p>
<p>Onu eski zamanlara geri götürmek ve gülümsetmek istiyorsanız, kenarda köşede unutulmuş mutlu bir çocukluk fotoğrafını büyüttürüp çerçeveletin.</p>
<p>11. Bir Tekne Kiralayın</p>
<p>Eğer sevgiliniz denizi seviyorsa, onun için küçük bir tekne kiralayabilirsiniz. Ay ışığında yapacağınız romantik bir gezi hoş bir sürpriz olabilir.</p>
<p>12. Ona Özel Şiir</p>
<p>Eğer gerçekten romantizm rüzgarları estirmek istiyorsanız, sevdiğiniz için bir şiir yazmayı deneyebilirsiniz. Kırmızı bir kağıda dökeceğiniz satırlardan oluşan şiiri küçük bir kalp kutuda hediye edebilirsiniz. Çok harika bir şiir olması o kadar da önemli değil, önemli olan içinizdeki duyguları ona yansıtmanız.</p>
<p>13. Evde Piknik</p>
<p>Bahar aylarında yemyeşil kırlarda piknik yapmak çok güzel olabilir. Ama bu mevsimde de imkansız değil. Salonunuzda kocaman bir alan açın ve yere bir piknik sofrası kurun. Kokulu mumlar, loş bir ışık ve romantik bir müzik ortamı daha da farklılaştıracaktır.</p>
<p>14. Kendi Puzzlenızı Yapın</p>
<p>Büyük bir kartondan kalp şekli yapın ve üzerine bir aşk sözcüğü yazın. Sonra bu kartonu dilediğiniz kadar küçük parçalara bölüp şık bir kutunun içinde ona armağan edin. Ardından bu parçaları birleştirerek puzzle yapmasını isteyin.</p>
<p>15. Billboard’da İlan-ı Aşk</p>
<p>Eğer maddi durumunuz elveriyorsa, evinizin yakınlarında bir billboard kiralayın ve ona ordan aşkınızı ilan edin.</p>
<p>16. Aşkınızı Kaydedin</p>
<p>Bir kaset veya CD’ye onu ne kadar sevdiğinizi ve sizin için ne kadar önemli olduğunu anlatan bir konuşma kaydedip ona hediye edin. Bunu resimlerinizle birlikte bir video şeklinde yapmanız daha da güzel olacaktır. Tabi videoya güzel bir fon müziği eklemeyi unutmayın.</p>
<p>17. Arabasını Süsleyin</p>
<p>Arabasına çiçekler, çikolatalar ve aşk sözcüklerinin bulunduğu minik notlar yerleştirin. Sonra da bir bahane uydurup onu arabaya gönderin.</p>
<p>18. Aşk Balonu</p>
<p>Ona aldığınız hediyenin ucuna üzerinde ’seni seviyorum’ yazan kocaman bir balon bağlayıp yatak odasında yatağın üzerine koyabilirsiniz.</p>
<p>19. Ona Özel Aşk Şarkısı</p>
<p>Müzikle aranız iyiyse, ona aşkınızı anlatan bir şarkı yapmaya ne dersiniz? Tabii şarkıyı da kendiniz söylemek şartıyla.</p>
<p>20. Radyodan Aşk İlanı</p>
<p>Sürekli dinlediği bir radyo programı varsa, ona bu program aracılığıyla da aşkınızı ilan edebilir ve şarkınızı gönderebilirsiniz. Elbette bunun organizasyonunu önceden planlamalısınız. Bunu başka ortamlarda da organize etmek gayet mümkün.</p>
<p>21. Sade ve Romantik</p>
<p>İster çalıştığı işyerine, isterseniz eve; ona ‘Seni seviyorum’ notuyla göndereceğiniz tek bir kırmızı gül kalbini ısıtacaktır. Yalnız size gül için bir önerim olacak. Gülün yanına bir şiir iliştirebilirsiniz ve gül kutusuna gül yapraklarıda koymanız çok daha romantik bir ortam oluşturacaktır. Hiçbir kız gül yapraklarına dayanamaz.</p>
<p>22. Ona Özel Havai Fişek Gösterisi</p>
<p>Maddi durumunuz elveriyorsa, onun için bir havai fişek gösterisi düzenleyebilirsiniz.</p>
<p>23. Sevginizi Örün</p>
<p>En sevdiği renklerden oluşan bir atkı veya bere örüp, soğuk kış aylarında içinin ısınmasını sağlayabilirsiniz.</p>
<p>24. Gazeteye İlan Verin</p>
<p>Her Sevgililer Günü’nde gazetelerde aşk ilanları yayınlanıyor. Siz de gazeteye bir ilan vererek, ona olan aşkınızı herkese duyurabilirsiniz.</p>
<p>25. Aşk Pastası</p>
<p>Sevgililer Günü’ne özel bir pasta yapabilirsiniz. Kırmızı gıda boyası kullanarak kalp şeklinde bir pasta yapın ve üzerine krem şantı ile ’seni seviyorum’ yazın.</p>
<p>26. Yatakta Kahvaltı</p>
<p>Belki diğer günlerde de bunu yapıyorsunuz, ama çiçekler, aşk sözlerinin bulunduğu minik kartlar ve küçük bir hediye eşliğinde bu özel günde yapılacak kahvaltı da özel olacaktır.</p>
<p>27. Şarkılarınızı Kaydedin</p>
<p>Sizin için özel olan bütün şarkıları bir kasete veya CD’ye kaydedin. Kapağını da birlikte çekilmiş bir fotoğrafınızla süsletin.</p>
<p>28. Ofiste Sürpriz</p>
<p>İş yerindeki çekmecesine, odasının duvarlarına, sandalyesine, dolaplarının üzerine yani kısaca onun ulaşıp görebileceği her yere tatlı sevgi mesajları yerleştirebilirsiniz.</p>
<p>29. Küçük Bir Tatil</p>
<p>Eve dev bir dünya haritası alın ve en sevdiği ülkeleri kalplerle işaretleyin. Bir kalbin içine de ‘çekmeceye bak’ ya da benzeri bir not yazın. Çekmeceye de o ülkeye gitmek için iki tane uçak bileti koyun.</p>
<p>30. Posterini Asın</p>
<p>İkinize ait en sevdiğiniz resmi poster olacak kadar büyüttürün ve bu posteri gideceğiniz mekana asın.</p>
<p>31. Minik Bir Dost</p>
<p>Eğer uzun zamandır kedi, köpek, kuş veya balık sahibi olmak istiyorsa, neden Sevgililer Günü’nde olmasın?</p>
<p>32. Sahnede Aşk</p>
<p>Sadece ikiniz için bir tiyatro salonu kiralayın ve sahneye şık bir sofra kurun. Perde açıldığında ve garson sizi sahneye davet ettiğinde tüm salonu romantizm kaplayacaktır.</p>
<p>33. Yollarına Gül ya da Gül Yaprakları Serpin</p>
<p>Eğer bir restoranda yer ayırttıysanız, kapının girişinden masanıza kadar olan yola önceden gül döktürün ve gül yaprakları arasında ona masaya kadar eşlik edin.</p>
<p>34. Size Özel Takı</p>
<p>İster başharflerinizden oluşan bir kolye ucu, isterseniz isimlerinizin yazılı olduğu bir yüzük ya da herhangi başka bir takı. Önemli olan sadece size özel olması.</p>
<p>35. Hikayenizi Yazın</p>
<p>Nasıl tanıştığınızı ve onu ne kadar çok sevdiğinizi satırlara döküp bunu küçük bir mektup olarak bastırabilirsiniz.</p>
<p>36. Aşkınızı Gökyüzüne Yazın</p>
<p>İmkanınız varsa küçük bir uçak kiralayın ve kuyruğuna aşkınızı anlatan bir afiş astırın.</p>
<p>Sevgililer Gününde Nereye Gitmeli?<br />
Mümkünse sevgilinizle ilk tanıştığınız yere gidin. Ya da evlenme teklif ettiğiniz yere. Ya da sizin için anlamlı olan başka bir yere gidebilirsiniz.</p></blockquote>
</div>
</div>
</div>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/sevgiliye-alinan-hediye-listesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Atak Testi!!!!</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/panik-atak-testi/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/panik-atak-testi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 00:17:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak testi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1337</guid>
		<description><![CDATA[1-) Bedenimin herhangi bir yerinde uyuşma ve karıncalanmalar oluyor.
a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?

2-) Vücudumda sıcak ve ateş basmaları oluyor.
a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?
3-) Bacaklarımda halsizlik ve titreme oluyor.
a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?

4-) Çok kötü şeyler olacak korkusu taşıyorum.
a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?

5-) Dengemi kaybedeceğim korkusu taşıyorum.
a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?
6-) Sinirliyimdir.
a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?
7-) Kontrolümü kaybedeceğim korkusunu taşıyorum.
a-) Çok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1-)</strong> Bedenimin herhangi bir yerinde uyuşma ve karıncalanmalar oluyor.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<span id="more-1337"></span><br />
<strong><br />
2-)</strong> Vücudumda sıcak ve ateş basmaları oluyor.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong>3-)</strong> Bacaklarımda halsizlik ve titreme oluyor.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
4-)</strong> Çok kötü şeyler olacak korkusu taşıyorum.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
5-)</strong> Dengemi kaybedeceğim korkusu taşıyorum.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?</p>
<p><strong>6-)</strong> Sinirliyimdir.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?</p>
<p><strong>7-)</strong> Kontrolümü kaybedeceğim korkusunu taşıyorum.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
 <img src='http://www.minikpatik.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8-)' class='wp-smiley' /> </strong> Midemde hazımsızlık ve rahatsızlık oluyor.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
9-)</strong> Yüzüm kızarır.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong>10-)</strong> Ellerim ve ayaklarım terler.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
11-)</strong> Ölümden korkuyorum.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
12-)</strong> Köprüde, sokakta, açık alanda, metroda? Yalnız kalmak istemem.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
13-)</strong> Yersiz korkulara kapılırım.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
14-)</strong> Nefesim daralıyor.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
15-)</strong> Çocuklarım eve 15 dakika geç dönse endişelenirim.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
16-)</strong> Evden çıkarsam başıma bir şey geleceğini düşünüyorum.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
17-)</strong> Bir gün sokakta yürürken fenalaşır ve yardım bulamazsam diye endişeleniyorum.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
18-)</strong> Dışarı çıkarken mutlaka yanımda biri bulunsun isterim.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
19-)</strong> Bazen hiç sebep yokken kafama takılan felaket senaryoları beni hayata küstürüyor.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?<br />
<strong><br />
20-)</strong> Çıldırmaktan ya da bedenimden ayrılmaktan korkuyorum.</p>
<p>a-) Çok fazla? b-) Kimi zaman? c-)Nadiren? d-) Hiçbir zaman?</p>
<p><strong>Değerlendirme:</strong> Sorulardaki fiziksel belirtilerin herhangi bir rahatsızlık sebebi olmadığını bir dâhiliye uzmanından öğrendiyseniz o halde değerlendirme yapabilirsiniz.</p>
<p><strong>En az 12 ?a? şıkkı işaretlediyseniz;</strong> Panik bozukluk yaşıyor olabilirsiniz. Bundan dolayı uzman yardımı almak durumundasınız. Çünkü yaşamadıysanız bir panik atak ve panik bozukluk riski taşıyorsunuz. Panik bozukluk sosyal yaşamı son derece bozan bir rahatsızlıktır.</p>
<p><strong>En az 12 ?b? şıkkı işaretlediyseniz;</strong> Olaylar ve durumlar karşısında kolay paniğe kapılan, ters giden bir durumda derhal fiziksel belirtiler gösteren, yüksek ölçüde panik birisiniz. Yaşamınızı sürdürürken kimi zaman soğukkanlı olmanız gerekmekte. Bu sebeple rahatsız edecek kadar panik bir kişiliğiniz varsa uzman yardımı almanızı öneriyorum.</p>
<p><strong>En az 12 ?c? şıkkı işaretlediyseniz;</strong> Toplumumuzun çoğunda görüldüğü kadar paniksiniz. Ülkemiz insanının olaylar karşısında kimi zaman sağduyu ve soğukkanlı olmaması, yapımızın bir parçası. Dolayısıyla siz de ailenizden modelleyerek paniği öğrendiniz. Çok küçük bir yardımla paniğinizi yenebilirsiniz.</p>
<p><strong>En az 12 ?d? şıkkı işaretlediyseniz;</strong> Panik değilsiniz. Soğukkanlısınız.</p>
<div>
<p><strong>Panik Atak Sonucu Gelişebilen Problemler</strong></p>
<p>İlk önce şunun bilinmesi gereklidir, panik atak yüzünden hiçbir şekilde kalpte, solunum sisteminde bir rahatsızlık meydana gelmez. Eğer panik atak uzun süre tedavi edilmezse psikolojik kökenli başka rahatsızlıkları meydana getirebilir. Örneğin bu atak tekrar gelirse diye düşünüp dışarı çıkmak istemezse, geçeceği yollarda hastane olup olmadığı düşünmeye başlayıp bu yüzden dışarı çıkmazsa, özetle kişi evden dışarı çıkmaktan korkar olursa panik atağa “agorafobi” eşlik ediyor diyebiliriz. Bunun dışında sosyal ortamdan kopma sonucu kişide depresif bir duygu-durum oluşabilir. Panik atak tedavisi ile koordineli olarak diğer problemlerinde çözümüne ayrı olarak başlanması gerekmektedir..</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/panik-atak-testi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk İzlenim Önemlidir!</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/ilk-izlenim-onemlidir/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/ilk-izlenim-onemlidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 00:13:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ilk izlenim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1330</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar dış görünüşleriyle karşılanır, şahsiyetleriyle uğurlanırlar. Hayatımızdaki ilk izlenim hemen her konuda çok önemlidir. Karşımızdaki kişi hakkında yargılara varmaya başladığımız ilk an karşılaşma anımızdır. İşte doğru ilk izlenim oluşturmanın püf noktaları… Fransızların bu sözü günümüz dünyasında bize ayna tutar. Hayatımızdaki ilk izlenim hemen her konuda çok önemlidir. Karşımızdaki kişi hakkında yargılara varmaya başladığımız ilk an karşılaşma anımızdır. Dört çeşit izlenim vardır:
1. Kendiniz hakkında ne düşündüğünüz
2. Başkaları hakkında ne düşündüğünüz
3. Başkalarının sizin hakkında ne düşündüğü
4. Başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğü
Karşınızdaki kişiye göz attığınız o birkaç saniyede dış görünüşü, vücut dili ve tavırları bize ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar dış görünüşleriyle karşılanır, şahsiyetleriyle uğurlanırlar. Hayatımızdaki ilk izlenim hemen her konuda çok önemlidir. Karşımızdaki kişi hakkında yargılara varmaya başladığımız ilk an karşılaşma anımızdır.<span id="more-1330"></span> İşte doğru ilk izlenim oluşturmanın püf noktaları… Fransızların bu sözü günümüz dünyasında bize ayna tutar. Hayatımızdaki ilk izlenim hemen her konuda çok önemlidir. Karşımızdaki kişi hakkında yargılara varmaya başladığımız ilk an karşılaşma anımızdır. Dört çeşit izlenim vardır:</p>
<p><em>1. Kendiniz hakkında ne düşündüğünüz</em><br />
<em>2. Başkaları hakkında ne düşündüğünüz</em><br />
<em>3. Başkalarının sizin hakkında ne düşündüğü</em><br />
<em>4. Başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğü</em></p>
<p>Karşınızdaki kişiye göz attığınız o birkaç saniyede dış görünüşü, vücut dili ve tavırları bize doneler verir. Negatif olan ilk izlenimi geriye döndürmek çok zordur..</p>
<p>Nasreddin Hoca fıkrasında ye kürküm ye demiş, bu o zamanlar için bile dış görünüşün önemini bize çok iyi anlatmaktadır. Günümüzde dış görünüşümüz ve vermek istediğimiz imaj, biz daha konuşmaya baslamadan fikir verir. İş dünyasında abartılı renkler, dekolte veya çok spor kıyafetlerden kaçınmak gerekir. Fiziksel olarak rahat hissedeceğiniz, ortama uygun ve size yakışan kıyafetler tercih edilmelidir. Giyiminiz, sizi ve işinizi yansıtan bir imaj olusturmalıdır. Kim olduğunuz ve ne yaptığınız arasında çizgi vardır; biri sizi tanımlar diğeri sizi tamamlar.</p>
<p><strong>Yeni tanıştığımız kişilerle nasıl diyaloglar kurmalıyız?</strong></p>
<p>1. Tanıştığınız kişiyle saygılı sekilde sohbet edin<br />
2. Göz teması kurun<br />
3. Önce dinleyin<br />
4. Samimi ve nazik olun<br />
5. Teknik dille konuşmayın<br />
6. Güvenli ama ukala olmayan bir durusta olun<br />
7. Esprili olun<br />
8. Soru sorup karsınızdakiyle ilgilenin<br />
9. Konusurken mimik kullanın<br />
10. Gülümseyin<br />
11.Konuşmalar esnasında, hiç bir konuyu kişisel almayın.<br />
12. Kollarınızı çapraz yapmayın.<br />
13. Seçtiğiniz sözcüklere dikkat edin<br />
14. Kendinize odaklanmayın<br />
15. Sessizliği bozun<br />
16. Karşınızdakine deneyim aktarın<br />
17. Karışınzdakinin konuşmasını bitirmesine izin verin<br />
18. Duyarlı olun<br />
19. Esprileri komik bulmasanız bile gülümseyin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/ilk-izlenim-onemlidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Renkler Kişilikleri Nasıl Belirler?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/renkler-kisilikleri-nasil-belirler/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/renkler-kisilikleri-nasil-belirler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 00:04:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik renkleri]]></category>
		<category><![CDATA[renkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1324</guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI kişilikler dinamik, lider özellikli, eli açık ve cömert insanlar oluyor. Güçlü karakterlidirler, aktif ve yarışmacı bir yönleri vardır. Ne istediğini bilen ve kazanmayı başaran insanlardır. Genellikle cerrah, acil tıp teknisyeni, atlet, halterci, ayak bakımcı, müteşebbis kişilerin kırmızıyı tercih ettikleri düşünülür.
TURUNCU kişilikler hareketli, kıpır kıpır ve yüksek enerjili insanlardır. Diğer renk kişiliklere göre organize etme kâbiliyetleri çok yüksektir. Sevk ve idare etmeyi, yönlendirmeyi severler. Dizayn, biçim ve yapı konusunda çok bilinçli kişilerdir. Düzenli ve disiplinlidirler. İnşaat işi, şeflik, mühendislik gibi işler bu kişilere uygundur. Çok motive ve teşvik edicidirler.
RENK DEYİP GEÇMEYİN
SARI ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRMIZI kişilikler</strong> dinamik, lider özellikli, eli açık ve cömert insanlar oluyor. Güçlü karakterlidirler, aktif ve yarışmacı bir yönleri vardır. Ne istediğini bilen ve kazanmayı başaran insanlardır. Genellikle cerrah, acil tıp teknisyeni, atlet, halterci, ayak bakımcı, müteşebbis kişilerin kırmızıyı tercih ettikleri düşünülür.<span id="more-1324"></span></p>
<p><strong>TURUNCU kişilikler</strong> hareketli, kıpır kıpır ve yüksek enerjili insanlardır. Diğer renk kişiliklere göre organize etme kâbiliyetleri çok yüksektir. Sevk ve idare etmeyi, yönlendirmeyi severler. Dizayn, biçim ve yapı konusunda çok bilinçli kişilerdir. Düzenli ve disiplinlidirler. İnşaat işi, şeflik, mühendislik gibi işler bu kişilere uygundur. Çok motive ve teşvik edicidirler.</p>
<p><strong>RENK DEYİP GEÇMEYİN</strong></p>
<p><strong>SARI kişilikler</strong>, evrensel bir iletişimcidirler. Gösterişli, parlak ve sıcaklık veren kişilerdir. Bazen çok konuşabilirler, ancak herkesin dinleyebileceği tarzda konuşurlar. Fakat dinleyebildikleri zaman bir danışman gibi dinlerler ve problemin çözümü için bütün deneyimlerini kullanırlar. Televizyon ve radyo programcısı olabilecek kâbiliyettedirler.</p>
<p><strong>YEŞİL kişilikler</strong> iyi algı ve farkındalık duygusuna sahiptirler. Ancak ani sürprizlerden hoşlanmazlar. Eşeğini sağlam kazığa bağlayan tiplerdir. Detayları severler ve iyi hesap yaparlar. Sağlıklı ve dengeli yaşamaya özen gösterirler. Hayatın ve tabiatın gizli sırlarını keşfetmeyi severler. İyi bir çiftçi, ofis yöneticisi, bitkibilimci, antropolog veya doğabilimci olabilirler.</p>
<p><strong>STAR OLMAK İSTEYENLER</strong></p>
<p><strong>TURKUAZ </strong>gençlik, hayal ve canlı fikirler üreten kişiliklerdir. Olaylar karşısında sakin ve serinkanlı görünebilirler. Fikirlerini, tavırlarını hemen belli etmeyen, kolayca paniklemeyen kişilerdir. Aceleci değildirler, uzun soluklu düşünürler. Yeniliğe açık insanlardır. Bu tür kişiler kaşif, bilim adamı, fizik araştırmacısı, pilot, astronot olma potansiyeline sahiptirler.</p>
<p><strong>MAVİ kişilikler</strong> yaratıcı ve sanata yatkındırlar. Hayal kurma bu kişilerin en büyük özelliğidir. Serbest çalışmayı severler. Star olmak isterler. Sanat, müzik ve bilgi onları harekete geçirir. Bir problemi çözmeye odaklandıklarında içlerinde bütün yaratıcı duygular harekete geçer. Güvenilir ve dürüst insanlardır. Şarkıcı, hatip, psikolojik danışman, sanatçı, diplomat, hemşire, doktor, din adamı olabilirler.</p>
<p><strong>MOR kişilikler</strong>, ileriyi gören ve sezgileri güçlü kişiliklerdir. Farkındalık ve manevi bilinçlilik temel özellikleridir. Mistik konularla ilgilidirler. Asil ve saygın görünümlüdürler. Estetik ve artistik açıdan kendilerini ifade etmeyi iyi başarırlar. Kutlama içerikli organizasyonları iyi yaparlar.</p>
<p><strong>PEMBE kişilikler</strong> nazik ve saygılıdırlar. Müşfik ve sıcaktırlar. Genellikle çok olgun, hayatı çok iyi bilen, insanları cesaretlendirme konusunda yetenekli kişidirler. İletişim ve paylaşımda iyidirler. Gerçek birer hümanisttirler. Sorumluluklardan kaçmazlar. Bir şirket veya devletin yöneticisi olarak çok başarılı olabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/renkler-kisilikleri-nasil-belirler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beden Diliyle Ne Anlatırız?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/beden-diliyle-ne-anlatiriz/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/beden-diliyle-ne-anlatiriz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 23:59:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[beden dili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1320</guid>
		<description><![CDATA[ El’in konumu : Savunma gerektirmeyen, içten ortamlarda eller görünür ve avuç içleri yukarıya doğru döner, açıktır. Gerçek dışı söylemlerde eller saklı veya eylemsiz tutulma “çabasındadır”.
Parmak : El-Bilek açıları kişi davranışlarının belirgin anlatımıdır:
Doğrudan ve hedef gösteren işaretleme, saldırı-tehdidi;
Avuç içlerinin gösteren yaklaşımlar, samimiyet-teslimiyeti;
Kendine dönük yukarı doğru açık parmaklar ile avuçlar yakarmayı-çaresizliği;
Aynı halin tek parmak ve tek el ile yapılanı, masumiyet-ricayı;
Göğüste kavuşturulan kollar, ellerin görünme oranına göre edilgen-etken savunmayı;
Oturulan yerde kaplanan alan gücü; bu bağlamda el, kol, bacak hareket dinginliği veya sıklığı, var olan (konu, kişi-kişiler) ile uyumu dile getirir.
El sıkışırken uzatılan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> El’in konumu : </strong>Savunma gerektirmeyen, içten ortamlarda eller görünür ve avuç içleri yukarıya doğru döner, açıktır. Gerçek dışı söylemlerde eller saklı veya eylemsiz tutulma “çabasındadır”.<span id="more-1320"></span></p>
<p><strong>Parmak :</strong> El-Bilek açıları kişi davranışlarının belirgin anlatımıdır:<br />
Doğrudan ve hedef gösteren işaretleme, saldırı-tehdidi;<br />
Avuç içlerinin gösteren yaklaşımlar, samimiyet-teslimiyeti;<br />
Kendine dönük yukarı doğru açık parmaklar ile avuçlar yakarmayı-çaresizliği;<br />
Aynı halin tek parmak ve tek el ile yapılanı, masumiyet-ricayı;<br />
Göğüste kavuşturulan kollar, ellerin görünme oranına göre edilgen-etken savunmayı;<br />
Oturulan yerde kaplanan alan gücü; bu bağlamda el, kol, bacak hareket dinginliği veya sıklığı, var olan (konu, kişi-kişiler) ile uyumu dile getirir.<br />
El sıkışırken uzatılan eli kavramamak, verme korkaklığını, gözü gözden kaçırmak ise bu özgüvensizliğin derecesini belirler.</p>
<p><strong>Ağız Göz Uyumu:</strong> Tiyatro maskesindeki kurallar aynen geçerlidir.<br />
Sorun yüz kaslarının istemli bir biçimde çarpıtılarak (Üst kasların gerilmesi içi ağlayan bir kişiye bile gülüyor, gülümsüyor izlenimi verebilir. ) Duyguların saptırılmasındadır.</p>
<p><strong>Yolda Yürürken: </strong>Birlikte yürürken aynı hizada olmamak konuşulan konudan rahatsız olunduğunun belirtisi olabilir.</p>
<p><strong>Burun Kaşıma:</strong> Burun kaşıma beyaz yalanların belirgin işaretidir. Bir şeyleri saklayanlar büyük bir olasılıkla gözlerine, kulaklarına, dudaklarına daha sıkça dokunurlar. Yüzlerini elleriyle örtenler, genelde davranışlarına güvenmeyen ve/ya kendi söylediklerinden emin olmayanlardır.</p>
<p><strong>Yutkunma:</strong> Kişinin öncelikle kendi söylediğine inanmaması veya aşırı duygulanması, yutkunma refleksini arttırır. Bu durum ileri seviyelerde konuşmayı dahi zorlaştırır. “Boğazı(m) düğümlendi” “Dili damağı kurudu” anlatımı da bu olgudan gelir. Bu davranışın daha hafif belirtisi ise dudak yalamaktır</p>
<p><ins></ins><ins id="aswift_3_anchor"></ins></p>
<p><strong>Göz ve Hareketleri:</strong> Konuşma sırasında göz-temasından kaçınma. Yine ciddi bir özgüven ve/ya kişilik sorununun belirtisidir. Bakışların aşağı doğru kaçırılması ayrıca utanç veya eziklik anlamındadır. Konuşulan kişinin gözlerinden (yüzünden) başlayan ve hep başka bir yön-noktada biten bakışlar, konu ve dikkat saptırma gayretleri olabilir. [Özellikle eğitmen/öğretmenlerin, sunu yapanların bir konu ve/ya görüntüye dikkat çekme gayretli ayrı tutulmalıdır.]<br />
İletişim sırasında açmaz düşenler ve/ya cevap arayanların farklı iki nokta arasında bakışlarını tekrarlamaları da sıkça rastlanan belirsizliklerdir.</p>
<p><strong>Hızlı Konuşma:</strong> Hızlı konuşma, söylenenin yeterince anlaşılmasına özen göstermeme, kelime ve son-ekleri yutma, yine kişinin kendi söylediğine kendisinin itibar etmemesi veya en azından olduğundan farklı görünme çabası olarak algılanabilir.</p>
<p><strong>Nefes Alıp Verme: </strong>Düşünülenden – olduğundan farklı anlatımlar istemsiz bir davranış olan “periton” karın-zarı hareketlerine dolayısıyla sık ve düzensiz nefes alıp vermeye neden olur. Bu durumla düşünülenin söylem sırasında ani değişiklikleri sırasında da sıkça karşılaşılır. Olduğundan farklı davranış belli ölçüde gerginliğe neden olacağından, bir diğer anlatımla savunma mekanizmasını istemsiz olarak çalıştıracağından, nefes alıp-verme işlemi karında değil üst göğüs hizasında gerçekleşir.</p>
<p><strong>Gülme: </strong>Pek çok insan yalan söylediğinde ilk başta rahatlar. bunun etkisi sesine de yansır. Yüksek sesle konuşur ve daha neşeli olur. Ancak sonrası yukarıdaki gibidir. “Gülme” halindeki korkuyu, güvenin geçiciliğini ancak söylenenlerin birlikte değerlendirilmesi, gülme sırası ve sonrasındaki bakışlar ile sınamak mümkündür.</p>
<p><strong>“Psiko-Somati”: </strong>Söylenin – yaşananın olumsuz düşündürdükleri (Kişinin o anki “psiko” su) vücutta kanın mide bölgesinde (somat-stomach) toplanmasına neden olur. Yüz beyazlaşır, mide üstünde ciddi bir basınç oluşur, hatta hiç bir fizyolojik neden yokken, kusma’ya kadar varan davranışlar sergilenebilir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/beden-diliyle-ne-anlatiriz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Isırma!!!!</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/cocuklarda-isirma/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/cocuklarda-isirma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 23:50:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde ısırma]]></category>
		<category><![CDATA[çocularda ısırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1316</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan araştırmalar sonucunda bilimadamları “çocukların davranışlarını değiştirmede rol oynayan en önemli unsurların ödül verme, göz ardı etme, zaman verme” olduğu konusunda rapor vermişlerdir.
Peki, çocuklar neden ısırıyorlar, ısırmayı nereden öğreniyorlar?
• Bazı çocukların yaşadıkları olaylarla başa çıkacak yetileri henüz gelişmemiş olabilir. Sorunlarla ve duygularla başa çıkma öğrenilen bir durumdur ve çocuklar başa çıkma yöntemlerini öncelikle anne ve babalarından ve daha sonra yakın çeverelerindeki insanlardan öğrenirler. Başa çıkamadıkları duruma örnek vermek gerekirse, bir yetişkinin dikkatini çekmek ya da arkadaşlarından birinin oyuncağını almak olabilir. Bu gibi durumlarda bir çok çocuk ne yapacağını bilemez ve ısırma, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #000080;">Yapılan araştırmalar sonucunda bilimadamları “çocukların davranışlarını değiştirmede rol oynayan en önemli unsurların ödül verme, göz ardı etme, zaman verme” olduğu konusunda rapor vermişlerdir.<span id="more-1316"></span></p>
<p>Peki, çocuklar neden ısırıyorlar, ısırmayı nereden öğreniyorlar?</p>
<p>• Bazı çocukların yaşadıkları olaylarla başa çıkacak yetileri henüz gelişmemiş olabilir. Sorunlarla ve duygularla başa çıkma öğrenilen bir durumdur ve çocuklar başa çıkma yöntemlerini öncelikle anne ve babalarından ve daha sonra yakın çeverelerindeki insanlardan öğrenirler. Başa çıkamadıkları duruma örnek vermek gerekirse, bir yetişkinin dikkatini çekmek ya da arkadaşlarından birinin oyuncağını almak olabilir. Bu gibi durumlarda bir çok çocuk ne yapacağını bilemez ve ısırma, vurma, çekirştirme gibi yanlış davranışlara başvurabilir. Bu çocuklara, duygularını ifade edebilmeleri için doğru anlatım dilini öğretmek gereklidir.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #000080; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: large;">Bunun için anne ve babaların ve öğretmenlerin “ben dili”ni iyi bilmeleri ve çocuklara çok küçük yaşlarından itibaren kullanmaları, çocukların büyürken kendilerini daha rahat ifade etmeleri olanağını sağlar. Çocuklar doğru ve istenen davranışları uyguladıklarında, bunun farkında olmak ve pozitif pekiştireçler (sevgi sözleri, sarılıp öpme, alkışlama, ayrıcalık tanıma) kullanmak, yeni davranışların kullanım sürelerini arttıracak ve devamını sağlayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><span style="font-size: medium;"></span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #000080;"><br />
• Bazı çocuklar kendilerini tehlikede hissedince saldırganlaşırlar ve ısırmaya yönelebilirler. Kendilerini çaresiz ve kontrolü kaybetmiş hissetmektedirler. Ve tekrar kontrolü ele almak isterler. Bu çocuklara etkin dinleme uygulanmalı ve şefkat, ilgi ve sevgi gösterilmelidir.</p>
<p>• Bazı çocuklar otonomi ve kontrol etme ihtiyacı içindedirler. Eğer ısırarak, almayı bekledikleri cevabı alıyorlarsa (ilgi gibi), yanlış davranışları ebeveynleri ya da çevrelerindeki yetişkin tarafından pekiştirilmiş olur. Böylece istediği olmadığı her durumdaki tepkisi etrafındakileri ısırma olur.Bu çocukların pozitif davranışları pekiştirilmeli ve ısırmadığı durumlarda da yeterli ilgiyi görebilmeli. Böylece ilgi görmek için ısırmaya ihtiyaç duymayacaklardır.</span></span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Comic Sans MS';"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #000080;">Isıran çocuğa ne yapılabilir?</span></p>
<p></span></span><span style="color: #000080;"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: medium;">İşe yarayan disiplin” isimli kitabında Dr. Thomas Gordon “ceza çocuklardaki saldırgan davranışları engellemez, tersine arttırır” diyor.</p>
<p>• Isıran çocuk ne yaptığını anlasın diye ısırmayın ve fiziksel ceza vermeyin. Bu, çocuğa duygularla başa çıkmada saldırganlığın geçerli olduğu mesajını verecektir ve onun yanlış davranmasını haklı kılacaktır.</p>
<p>• Sakin kalın ve olay öncesi çocuğun ne yaşadığını ve nasıl hissettiğini bulmaya çalışın.</p>
<p>• Enerjisini harcayabileceği durumlar yaratın. Onunla oyun oynayabileceğiniz zamanlar ayarlayın.</p>
<p>• Ona daha fazla ilgi, şefkat ve sevgi gösterin.</p>
<p>• Olumlu her davranışını fark edin, fark ettiğinizi söyleyin ve ödüllendirin.</p>
<p>• Arkadaşlarıyla ısırmadan ve kavga etmeden geçirdiği oyunları için onu övün, sarılın, okşayın ve memnuniyetinizi belirtin. Hatta, yıldız, gülen surat, ayrıcalık gibi ödüller verin.</p>
<p>• Saldırgan davranışların kabul edilmediğini iyice anlatın. Neden hayal kırıklığına uğradığınızı anlatın.</p>
<p>• Kural koyun ve kuralları düzenli olarak uygulayın.</span></span></p>
<p><span style="color: #000080;"></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: medium;"><br />
• Zaman verme metodunu kullanın. Yaşına uygun olarak, belirli bir süre ayrı otursun (2-5 dakika arası). Saldırgan davranışının ardından neden yanlış yaptığını, nasıl davranması gerektiğini ayrı oturduğu alanda konuşun. Yaptığı yanlış davranış karşısında düşünmesi ve sakinleşmesi için 2 dakika oturacağını söyleyin. Zaman tutun ve zaman bitiminde zamanının dolduğunu ona söyleyin. Belki bu 2 dakika içinde anne ve babanın siniri, kızgınlığı geçmeyecektir ama çocukların zaman mefhumları pek yok. Bu nedenle uzun süreli oturtmak, istediğimiz sonuca ulaştırmayacağı gibi çocuk sıkılıp kalkmaya çalışacaktır.</span></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: medium;"> </span></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: medium;"><br />
</span></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: medium;"><br />
• Başka bir metot olarak, vermiş olduğunuz ayrıcalığı geri alabilirsiniz. Eğer yuvadaysa bu ayrıcalık sınıf başkanlığı olabilir. Yalnız, ayrıcalığın ne kadar süreyle geri alındığı ve ne durumda tekrar kazanabileceği çocuğa bildirilmelidir. Ancak umudun, hedefin olduğu yerde çocuk belli bir davranışı değiştirmek için motive olabilir.</p>
<p>• Çocuğa doğru davranışın ne olduğu anlatılmalı ve bir şey istediğinde arkadaşına vurmak, ısırmak yerine size gelip söylemesi tembih edilmeli ve uygulamaları olarak bu durum çocuğa yaşatılmalı. Çocuklarda bazı kavramlar henüz gelişmediğinden, “acıyor, canın acır, düşersin, şöyle olur, böyle olur” diye uyarmak pek yararlı olmuyor. Ama yaşadıkları ve gördükleri zaman unutmuyorlar.</p>
<p>En önemlisi bu davranışları çocuklara uygulamak için, ebeveyn ve öğretmenlerin özellikle etkin dinleme ve ben dilini içeren iletişim becerileri tekniklerini uygulamaları, çocukların istenen olumlu davranışları göstermeleri, kendilerini iyi ifade etmeleri ve iyi ilişkiler kurmaları bakımından önemli ve gereklidir.</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/cocuklarda-isirma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlayan Bebeğe ve Çocuklara Nasıl Davranmalıyız?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/aglayan-bebege-ve-cocuklara-nasil-davranmaliyiz/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/aglayan-bebege-ve-cocuklara-nasil-davranmaliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 23:41:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebeğin Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ağlayan bebek]]></category>
		<category><![CDATA[ağlayan çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1312</guid>
		<description><![CDATA[Bebek doğumuyla birlikte duygularını göstermeye başlar. Yeni doğan bebek , ilk duygusal tepkisini ağlama ile gösterir. Bebeklerin gösterdiği duygusal tepkilerin iki nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden biri , bebeğin istek ve gereksinimlerinin doyurulması , diğeri ise istek ve gereksinimlerin engellenmesidir.
İstek ve gereksinimler karşılanıp doyurulduğunda genel bir mutluluk ve memnuniyet duygusu ifade edecek şekilde gülümser. İstekleri geciktirildiğinde ya da engellendiğinde mutsuzluğunu ve şikayetini ağlayarak göstermektedir.
Yani bu ağlama davranışı bebeklik döneminde en sık rastladığımız  en çok gözlemlediğimiz davranıştır. Bebek büyüdükçe dili ve toplumsallığı arttıkça isteklerini sözle ifadeye başlar.Bu biz anne babaları çaresizliğimizden kurtaran ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek doğumuyla birlikte duygularını göstermeye başlar. Yeni doğan bebek , ilk duygusal tepkisini ağlama ile gösterir. Bebeklerin gösterdiği duygusal tepkilerin iki nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden biri<span id="more-1312"></span> , bebeğin istek ve gereksinimlerinin doyurulması , diğeri ise istek ve gereksinimlerin engellenmesidir.<br />
İstek ve gereksinimler karşılanıp doyurulduğunda genel bir mutluluk ve memnuniyet duygusu ifade edecek şekilde gülümser. İstekleri geciktirildiğinde ya da engellendiğinde mutsuzluğunu ve şikayetini ağlayarak göstermektedir.</p>
<p>Yani bu ağlama davranışı bebeklik döneminde en sık rastladığımız  en çok gözlemlediğimiz davranıştır. Bebek büyüdükçe dili ve toplumsallığı arttıkça isteklerini sözle ifadeye başlar.Bu biz anne babaları çaresizliğimizden kurtaran bir can simididir. Dili gelişen bir çocuk isteklerini rahatça belirtir , söyler. <strong>Bu sefer de biz büyüklerin çocukların bu isteklerine bir sınır koyma , çocukları sınırlarla tanıştırma vaktidir.</strong></p>
<p>2,5 -3 yaşları, çocukların istekleri konusunda  direnç gösterdikleri inatlaştıkları bir dönemdir. Bu dönemde anne babalar çocukların her isteğine karşı çıkmamak  yada her istediğini yerine getirmemek arasındaki dengeyi kendileri kurmakla görevlidir. <strong>Bu konuda herkes şu soruyu sorabilir: Çocuğumun bu konudaki isteği makul bir istek midir? Bu isteğin karşılanmasının sonuçları neler olabilir?</strong>Bu konuda çocuğun yerine kendimizi koymak onun bakışıyla olaylara bakmak da etkilidir. Çocuğun istediği direndiği şeyin bir yetişkinin gözünde bir anlamı olmayabilir, ama bir çocuk için o şey çok değerlidir.</p>
<p>Çocuk  her istediği olmadığında buna direniyor sürekli tepinip ağlıyorsa istediğini bu şekilde yaptırmaya çalışıyordur. Çocuk da bu isteği elde etmek için anne babaların, karşısında fazla kararlı olamadıkları ağlama davranışına başvuruyordur. Öfke nöbetleri denilen duruma her istediği yapılan çocuklarda daha sık rastlanmaktadır. Öfke, çocuğun her istediğini elde etmesi ve engellenme eşiğinin çok düşük olması ile ilgilidir.<strong>Çocuklar engellenme duygusu yaşamadıkları için en küçük bir engellenme duygusu ile ciddi krizlere girebilirler.<br />
</strong><br />
<strong>Öfke nöbeti yaşayan çocukların öfkeyi alışkanlık haline getirmesi ve bunu bir ilişki şekli haline getirmesi engellenebilir. Eğer onun dikkatini başka bir şeye çekiyorsanız ona çalışınız ama onun bu davranışla isteğini elde etmesine izin vermeyiniz. </strong></p>
<p>Öfke nöbetleri bir huzursuzluk oluşturduğundan bizde de hemen bir öfke uyandırır. <strong>Anne babanın sakin davranması bu problemin aşılmasında çok önemli bir adımdır. Çocuğa belli ölçülerde engellenme duygusunun yaşatılması, isteklerinin engellenmesi karşısında toleransını geliştirecektir.</strong></p>
<p>Öfke nöbetlerini sık yaşayan çocukların stresini azaltmak için onlarla daha çok vakit geçirme, onlara uygun faaliyetlerle meşgul etme, arkadaş ve sosyal ilişkilerini destekleme,  sık sık sevgi mesajı verme gibi uygulamalar yapılabilir.kreşe yollamakta çözümlerden bir tanesi paylaşmayı ve arkadaşlarıyla oyun oynayarak ağlama alışkanlığını birazda olsa bırakacaktır.Annenne ve babanneyle büyüyen çocuklarda ağlamanın daha fazla olduğuda söylenmektedir.Buna karşı çocuğun ağlayarak birşeyler yaptırması gayet normaldir.Anne ve babanın sabırla ikna yöntemini kullanması gerekir.Bağrılan çocuk daha fazla ağlar bunu unutmayın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/aglayan-bebege-ve-cocuklara-nasil-davranmaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2012 Resmi Tatil Takvimi</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/2012-resmi-tatil-takvimi/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/2012-resmi-tatil-takvimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2011 22:13:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[2012 resmi tatil takvimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1308</guid>
		<description><![CDATA[


TATİL GÜNÜNÜN İSMİ
SÜRE
AY
GÜN


YILBAŞI
1 GÜN
1 OCAK
PAZAR


ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
1 GÜN
23 NİSAN
PAZARTESİ


EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ
1 GÜN
1 MAYIS
SALI


ATATÜRK&#8217;Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI
1 GÜN
19 MAYIS
CUMARTESİ


RAMAZAN BAYRAMI ARİFESİ
1/2 GÜN
18 AĞUSTOS
CUMARTESİ


RAMAZAN BAYRAMI
1. GÜN
19 AĞUSTOS
PAZAR


RAMAZAN BAYRAMI
2. GÜN
20 AĞUSTOS
PAZARTESİ


RAMAZAN BAYRAMI
3. GÜN
21 AĞUSTOS
SALI


ZAFER BAYRAMI
1 GÜN
30 AĞUSTOS
PERŞEMBE


KURBAN BAYRAMI ARİFESİ
1/2 GÜN
24 EKİM
ÇARŞAMBA


KURBAN BAYRAMI
1. GÜN
25 EKİM
PERŞEMBE


KURBAN BAYRAMI
2. GÜN
26 EKİM
CUMA


KURBAN BAYRAMI
3. GÜN
27 EKİM
CUMARTESİ


KURBAN BAYRAMI
4. GÜN
28 EKİM
PAZAR


CUMHURİYET BAYRAMI
1,5 GÜN
28 EKİM
29 EKİM
PAZAR
PAZARTESİ



]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="1" width="70%" bgcolor="#C9DEF9" bordercolor="#A7BCD7">
<tbody>
<tr align="center">
<td bgcolor="#FFFFEE"><strong>TATİL GÜNÜNÜN İSMİ</strong></td>
<td bgcolor="#FFFFEE"><strong>SÜRE</strong></td>
<td bgcolor="#FFFFEE"><strong>AY</strong></td>
<td bgcolor="#FFFFEE"><strong>GÜN</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>YILBAŞI</td>
<td>1 GÜN</td>
<td>1 OCAK</td>
<td>PAZAR</td>
</tr>
<tr>
<td>ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI</td>
<td>1 GÜN</td>
<td>23 NİSAN</td>
<td>PAZARTESİ<span id="more-1308"></span></td>
</tr>
<tr>
<td>EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ</td>
<td>1 GÜN</td>
<td>1 MAYIS</td>
<td>SALI</td>
</tr>
<tr>
<td>ATATÜRK&#8217;Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI</td>
<td>1 GÜN</td>
<td>19 MAYIS</td>
<td>CUMARTESİ</td>
</tr>
<tr>
<td>RAMAZAN BAYRAMI ARİFESİ</td>
<td>1/2 GÜN</td>
<td>18 AĞUSTOS</td>
<td>CUMARTESİ</td>
</tr>
<tr>
<td>RAMAZAN BAYRAMI</td>
<td>1. GÜN</td>
<td>19 AĞUSTOS</td>
<td>PAZAR</td>
</tr>
<tr>
<td>RAMAZAN BAYRAMI</td>
<td>2. GÜN</td>
<td>20 AĞUSTOS</td>
<td>PAZARTESİ</td>
</tr>
<tr>
<td>RAMAZAN BAYRAMI</td>
<td>3. GÜN</td>
<td>21 AĞUSTOS</td>
<td>SALI</td>
</tr>
<tr>
<td>ZAFER BAYRAMI</td>
<td>1 GÜN</td>
<td>30 AĞUSTOS</td>
<td>PERŞEMBE</td>
</tr>
<tr>
<td>KURBAN BAYRAMI ARİFESİ</td>
<td>1/2 GÜN</td>
<td>24 EKİM</td>
<td>ÇARŞAMBA</td>
</tr>
<tr>
<td>KURBAN BAYRAMI</td>
<td>1. GÜN</td>
<td>25 EKİM</td>
<td>PERŞEMBE</td>
</tr>
<tr>
<td>KURBAN BAYRAMI</td>
<td>2. GÜN</td>
<td>26 EKİM</td>
<td>CUMA</td>
</tr>
<tr>
<td>KURBAN BAYRAMI</td>
<td>3. GÜN</td>
<td>27 EKİM</td>
<td>CUMARTESİ</td>
</tr>
<tr>
<td>KURBAN BAYRAMI</td>
<td>4. GÜN</td>
<td>28 EKİM</td>
<td>PAZAR</td>
</tr>
<tr>
<td>CUMHURİYET BAYRAMI</td>
<td>1,5 GÜN</td>
<td>28 EKİM<br />
29 EKİM</td>
<td>PAZAR<br />
PAZARTESİ</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/2012-resmi-tatil-takvimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kış Bitkilerinden Yapılan Kürler</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/kis-bitkileri/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/kis-bitkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 13:57:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[lahaha kürü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1255</guid>
		<description><![CDATA[Üzerinde en çok araştırma yaptığım sebzelerdendir. İnsan vücudunun değişik organlarında, yağ dokusunda ve hücre zarında biriken toksinleri (zehirli kimyasallar) vücuttan atmanın en iyi yolu, beyaz lahana kürüdür. “Toksinlerin kaynağı nedir?” sorusunun cevabı oldukça basit. Tükettiğimiz sebze ve meyveler zirai ilaç; et veya süt gibi maddelerse ağır metaller içerir. Havada bulunan gazlar da solunum yoluyla aldığımız toksinlerdir.
Tüm bu zehirli maddeler zamanla vücudumuzda birikir, organlarımıza zarar verir. En çok toksin depolama kapasitesine sahip organlar karaciğer, böbrek ve akciğerlerdir. Toksinler, yağda çözündükleri için vücudun yağ dokusunda depolanırlar. Beyaz lahanadaki etkin maddeler vücudumuzdaki mekanizmayı uyararak, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="color: black;"><span style="font-size: small;">Üzerinde en çok araştırma yaptığım sebzelerdendir. İnsan vücudunun değişik organlarında, yağ dokusunda ve hücre zarında biriken toksinleri (zehirli kimyasallar) vücuttan atmanın en iyi yolu, beyaz lahana kürüdür.<span id="more-1255"></span> “Toksinlerin kaynağı nedir?” sorusunun cevabı oldukça basit. Tükettiğimiz sebze ve meyveler zirai ilaç; et veya süt gibi maddelerse ağır metaller içerir. Havada bulunan gazlar da solunum yoluyla aldığımız toksinlerdir.</span></p>
<p style="color: black;"><span style="font-size: small;">Tüm bu zehirli maddeler zamanla vücudumuzda birikir, organlarımıza zarar verir. En çok toksin depolama kapasitesine sahip organlar karaciğer, böbrek ve akciğerlerdir. Toksinler, yağda çözündükleri için vücudun yağ dokusunda depolanırlar. Beyaz lahanadaki etkin maddeler vücudumuzdaki mekanizmayı uyararak, toksinlere suda çözünme özelliği kazandırır. Böylece toksinler, terleme, idrar veya safra kesesi yoluyla vücuttan dışarı atılırlar.</span></p>
<p style="color: black;"><span style="font-size: small;">Beyaz lahananın toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici özelliğinden istifade edebilmek için formülünü verdiğim kürü, bir yıl boyunca üç veya dört defa yapmak en doğrusudur. Bu küre başladıktan 2 – 3 gün sonra vücudunuzun terlediğini, özellikle yüz kısmınızda yağlı yağlı terlediğinizi göreceksiniz. Dışkıda belirgin şekilde yağ oranının arttığını da farkedeceksiniz. Bu da yağla beraber toksinlerin atıldığını gösterir. Kürü uyguladığınız dönemlerde daha sık banyo veya duş yapmanız sizi hem rahatlatacak hem de deri gözenekleri açıldığından toksinli-yağı atmanıza yardımcı olacaktır. Unutmayın, toksin atan vücut kendini yeniler.<br />
<span style="color: red;"><strong><br />
Lahana kürü:</strong></span><br />
Kaynamakta olan yarım litre suya 6-7 adet beyaz lahana yaprağını parçalamadan atın. 10 dakika ağzı kapalı şekilde hafif ateşte haşlayın. Sabah-akşam (aç veya tok) birer su bardağı için. Bu küre beş gün devam edin. Üç gün ara verdikten sonra tekrar beş gün uygulayın. Kürü her gün taze olarak hazırlamanız şarttır.<br />
<strong><span style="color: red;"><br />
Brokoli:</span></strong><br />
Brokoli üzerindeki araştırmalarım devam etmektedir. Çünkü, çok çeşitli etkin maddeler içeren bir sebzedir. Kadınlardamemeerkeklerde prostat kanserine karşı koruyucu gücü olan etkin madde ‘sulforafen’dir. Sulforafen, aynı zamanda taze yeşil soğan, havuç, brüksel lahanası ve karnabaharda bol miktarda bulunmaktadır. Amerika’da bu konuda yapılan pek çok klinik deney, brokolinin menopoz dönemindeki kadınlara faydalı olduğunu ortaya koymuştur. Bu dönemdeki kadınların, çok az suda beş dakika haşlanmış brokoliyi ve haşlama suyunu tüketmeleri iyi bir takviyedir. Brokoli, ‘Di-Indolyl-Methan’ (DIM) sayesinde östrojen metabolizmasının dengeli çalışmasını sağlayarak, menopoz döneminin daha sağlıklı geçirilmesine yarar. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">KEMİK ERİMESİ:Brokoli, içerdiği zengin kalsiyum oranından dolayı, osteoporoz (kemik erimesi) hastaları için iyi bir yardımcıdır. Brokoli gibi lahana, karnabahar ve maydanoz da, birer kalsiyum deposudur. Fakat brokoli, hem kalsiyum yönünden çok zengindir, hem de içerdiği kalsiyumun büyük kısmı vücudumuz tarafından alınır. Özellikle menopoz dönemindeki kadınların bol süt içerek desteklemeye çalıştıkları kalsiyum açıkları sonuçsuz kalır. Ağırlıkça eşit miktarlardaki brokoli ve sütü karşılaştırdığımız zaman, brokoliden çok daha fazla kalsiyum alırız. Süt içerek kalsiyum açığını kapatmaya çalışan osteoporoz hastalarının bu konudaki gayretleri boşunadır. Ayrıca, brokolide yağ yoktur, sütte ise kolestrolü yükselten yağ grupları vardır. Aksine brokoli, kolestrolün düşürülmesinde de iyi bir destekleyicidir.</span></p>
<p style="color: black;"><span style="font-size: small;"><strong>PROSTATİT<br />
</strong>İyi huylu prostat büyümesine (prostatit) ilişkin şikâyetiniz birkaç yıldır devam ediyorsa, brokoli kürü sizin için ideal. Eğer çalışan bir insan olarak öğle üzeri evinizde olamıyorsanız, yarısını sabah, yarısını akşam aç karnına için. Bu taktirde bir litre yerine 500-600 ml su tüketin. Haşlanmış brokoli parçalarını tüketmek zorunda değilsiniz. Yine de yemek aralarında salata olarak tüketmeniz sizin için daha iyidir. Her yedi günlük uygulamanın sonunda üç gün ara verin. Toplam uygulama zamanı, üç günlük aralar hariç, 21 gündür. Uygulama tamamlandıktan sonra şikayetleriniz tekrar ortaya çıkarsa, bu defa 15 günlük brokoli kürü uygulamanız gerekir. İşe erken gidiyorsanız, haşlanmış brokoli suyunu akşamdan hazırlayın. Yarısını için, geri kalanını sabah içmek için buzdolabında koruyun. Brokoli suyunu içtikten sonra 20 dakika (su hariç) bir şey yiyip içmeyin.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;"><strong>GÖĞÜS HASSASİYETİ<br />
</strong></span>Brokoli, kadınların göğsündeki (fibrokistlere) hassasiyete karşı etkilidir. Hormonlu ve trans- gen tohumdan elde edilen brokoliyi kürlerde kullanmayın. Satın alacağınız brokolinin taze ve diri olmasına dikkat edin. Sararmış brokoli satın almayın. İhtiyacınız olan 21 günlük brokoliyi 200-250 gramlık porsiyonlar halinde derin dondurucunuzda saklayabilirsiniz. Bu halde brokoli, altı ay boyunca özelliğinden hiçbir şey kaybetmez. Uygulama sürecinde ara vermemeniz gerekir. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta şudur: Bu kürü uygularken kahve, çikolata, ceviz (taze veya kuru), portakal ve portakal suyu ve taze beyaz üzüm tüketilmemelidir.<br />
<strong><span style="color: red;"><br />
Brokoli kürü:</span></strong><br />
200-250 gram taze ve koyu yeşil renkli brokoliyi, kaynayan yarım litre suya atın. Ağzı kapalı olarak kısık ateşte altı dakika haşlayın, ılınmaya bırakın. Yarısını kahvaltıdan 20 dakika önce, yarısını öğle yemeğinden 20 dakika önce için. 21 gün boyunca her gün taze olarak hazırlayın. Haşlanmış brokoliyi tüketme zorunluluğu yoktur. Arzu edilirse tüketilebilir. Duruma göre kür tekrar edilebilir. Regli öncesi göğüste hissedilen hassasiyetin, ağrı şikâyetlerinin ortadan kalktığını hayretle gözlemleyeceksiniz.</span></p>
<p style="color: black;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="color: red;">KEREViZ</span></strong><br />
Gerek kokusu nedeniyle, gerekse damağa pek hitap etmeyen tadından dolayı ender tüketilen bir sebzedir. Kokusu, içerdiği ‘phthaliden’ maddesinden kaynaklanmaktadır. Kereviz hem dost hem düşman olabilir. Tüm dünyada milyonlarca satan ‘Yeşil Eczane’ adlı kitapta, kereviz, hatta yeşil sapı ve yaprakları, özellikle yüksek TANSİYON hastalarına yardımcı tedavi olarak önerilmiştir. Oysa, bu kesinlikle yanlıştır. Araştırmalarımda kerevizin yüksek tansiyon şikayeti olanlar tarafından tüketilmemesi gerektiğini keşfettim. Hipertansiyon veya esansiyel hipertoni rahatsızlığı olanlar, kesin olarak kerevizden uzak durmalıdır. “Yüksek tansiyon şikayetim yok. Kereviz yemeği yersem veya kürünü uygularsam, yüksek tansiyon hastası olur muyum?” sorusu aklınıza gelebilir. Bu sorunun cevabı “Kesinlikle hayır.”</span></p>
<p style="color: black;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="color: red;">GUT HASTALIĞI</span></strong><br />
Eski tarihlerden beri Avrupa ülkelerinde zenginlerin hastalığı olarak bilinirdi. Bunun nedeni zenginlerin bol bol et tüketmeleridir. Büyük İskender, Michelangelo ve Darwin gibi ünlüler gut hastalığı çekmişlerdir. Gut, 1’inci ve 2’inci Dünya Savaşı sonrası çok ender görülmüştür. Bunun nedeni savaş sonrası yeterli miktarda etin bulunamamasıydı. Günümüzde sebepleri çok iyi bilinen hastalığın tedavisi, modern tıbbın ürettiği ilaçlarla kolayca mümkündür. Ancak, tekrar etme riski olan bir hastalıktır. Bu hastalığın işkencesini çeken bilir. Eklemlerde birkaç saat, bazen birkaç gün devam eden şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişme hissedilir. Gut, ani ataklar içeren ve zaman zaman tekrar eden bir artirit türüdür. En fazla etkilenen yer ayak başparmağıdır. Kronikleşmiş olanlarda dizler, ayak ve kol bilekleri ile ellerin küçük eklemleri etkilenir. Kontrol altına alınmadığında ciddi böbrek rahatsızlıklarına neden olur. Kanda ürik asidi yükselten hastalık, eklemlerde kristalleşme meydana getirir. Bunun sonucunda aşırı ağrı ve yanma hissedilir. Gut şikâyeti olanların deniz ürünlerinden uzak durmaları gerekir. Özellikle karides, ahtapot ve kalamardan. Kırmızı et tüketiminde de ölçülü olmakta fayda var. Kereviz kürü, gut hastaları için mükemmel bir yardımcıdır.</span></p>
<p style="color: black;"><span style="font-size: small;"><span style="color: red;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Kür: 1</span></strong></span><br />
Orta boy kerevizi dilimleyip, yarım litre suda altı-yedi dakika kısık ateşte haşlayın. Su ılındıktan sonra süzün ve gün içerisinde için. Bu kürü haftada iki-üç kez tekrarlayın.<br />
<strong><span style="color: red;"><br />
ROMATİZMA </span></strong><br />
Kereviz, romatoid artirit (iltihaplı eklem romatizması) şikayeti yeni başlayanlar için de önemlidir. Kürü, en fazla üç hafta uygulanmalıdır. Haşlanmış kereviz dilimlerini tüketmek zorunda değilsiniz. Ancak, ilk hafta kürü boyunca yemenizde fayda vardır. İkinci haftadan sonra sadece haşlama suyunu içmekle yetinebilirsiniz. Birinci haftadan sonra romatizmal ağrılarınızın giderek azaldığını göreceksiniz. İleride tekrar romatizmal ağrılar kendini göstermeye başlarsa, bir haftalık kür yeterli olacaktır. Romatizmal şikâyetler çok fazlaysa, ilk hafta 3-4 defa birer porsiyon uygulanarak başlayabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: black;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="color: red;"><span style="text-decoration: underline;">Kür: 2</span></span></strong><br />
Birer porsiyon dilimlenmiş kerevizi yarım litre suda ağzı kapalı olarak 5-6 dakika kısık ateşte haşlayın. Haşlama suyunu, öğle veya akşam yemeğinden bir saat önce veya yemeklerden iki saat sonra için. Haşlama esnasında tuz veya sıvı yağ kullanmayın. Haftada 2-3 defa tekrarlayın.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/kis-bitkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parkinson Hastasıyla Nasıl Yaşamalı?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/parkinson-hastasiyla-nasil-yasamali/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/parkinson-hastasiyla-nasil-yasamali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 13:46:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1251</guid>
		<description><![CDATA[Parkinson hastalığının bulguları çeşitlilik gösterdiğinden rehabilitasyon yaklaşımları, uzman hekimler, hemşire, fizyoterapist, konuşma terapisti ve psikoloğun bulunduğu geniş bir ekip çalışmasını gerektirir
Sayın Başbakanımız Bülent Ecevit ‘le tanıdık Parkinson hastalığını Uzunca bir süre gazete, dergi ve televizyonlarda hastalığın bulguları, ilaç ve cerrahi tedavileri ile hastalığa eşlik eden pek çok sorun uzmanlar tarafından detaylı olarak tartışıldı, anlatıldı Başbakanımızın tedavisi sürerken tüm çağdaş ülkelerde uygulanan ve parkinsonlu hastaların tedavisinde vazgeçilmez olan bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyoruz:
Parkinson hastalığında rehabilitasyon
Rehabilitasyon, hastalık sonrası oluşan özrü ortadan kaldırmak veya mümkün olan en az düzeye indirmek, kişinin evinde, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Parkinson hastalığının bulguları çeşitlilik gösterdiğinden rehabilitasyon yaklaşımları, uzman hekimler, hemşire, fizyoterapist, konuşma terapisti ve psikoloğun bulunduğu geniş bir ekip çalışmasını gerektirir<span id="more-1251"></span></p>
<p>Sayın Başbakanımız Bülent Ecevit ‘le tanıdık Parkinson hastalığını Uzunca bir süre gazete, dergi ve televizyonlarda hastalığın bulguları, ilaç ve cerrahi tedavileri ile hastalığa eşlik eden pek çok sorun uzmanlar tarafından detaylı olarak tartışıldı, anlatıldı Başbakanımızın tedavisi sürerken tüm çağdaş ülkelerde uygulanan ve parkinsonlu hastaların tedavisinde vazgeçilmez olan bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyoruz:</p>
<p>Parkinson hastalığında rehabilitasyon</p>
<p>Rehabilitasyon, hastalık sonrası oluşan özrü ortadan kaldırmak veya mümkün olan en az düzeye indirmek, kişinin evinde, işinde ve sosyal yaşantısında kendine ve topluma yararlı olabilmesi uygulanan tıbbi, fiziksel, psikososyal ve mesleki yaklaşımlar sürecidir En önemli hedef hasta kişinin toplumsal hayata yeniden döndürülmesidir Parkinson hastalığında gözlenen en önemli bulgular, kas ve eklemlerde sertlik (rijidite), vücut pozisyonunun öne doğru eğilmesi, hareketlerin yavaşlaması ve ellerde titremedir Bu bulgular, hastalarda hareket ve yürüme güçlüğü, ince el becerilerine yönelik aktivitelerde zorluk, sık düşmeler, uyku bozukluğu, yaygın ağrılar, konuşma, yutma ve solunum güçlüğü gibi pek çok sorunu da beraberinde getirir</p>
<p>Sonuçta en önemli tehlike kişinin günlük yaşantısında bir başka kişinin yardımına ihtiyaç duyması, yani fonksiyonel bağımsızlıkta kayıptır Bu nedenle yaşam kalitesinde önemli ölçüde bozulmaya neden olan hastalıkların başında sayılan parkinson hastalığının tedavisinde, fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımları, normal fonksiyonun ve bağımsızlığın devam ettirilmesi amacıyla diğer tıbbi tedavilerin yanında önemli bir yer tutmaktadır Hastalığın bulguları çeşitlilik gösterdiği için rehabilitasyon yaklaşımları, uzman hekimler, hemşire, fizyoterapist, konuşma terapisti, psikolog gibi içinde pek çok sağlık elemanının bulunduğu geniş bir ekip<br />
çalışmasını gerektirir Rehabilitasyonun birinci basamağını hasta ve ailesinin en erken dönemde hastalığın bulguları, ilaç tedavisi ve genel tedavi prensipleri konusunda bilgilendirilmesi oluşturur Evde düşmelerin önlenmesi, beslenme, kilo kontrolü, transferler, egzersiz tedavisi gibi konularda aile eğitiminin sağlanması ve gerekli düzenlemeler konusunda önerilerde bulunulmalıdır Bir diğer aşama fizyoterapi yaklaşımlarıdır<br />
Fizyoterapistin planlayıp uygulayacağı egzersiz tedavisi, sıcak uygulamalar ve gevşeme teknikleriyle, kaslarda meydana gelen sertlikler azaltılmaya, esneklik korunmaya çalışılır, böylece hareket kolaylığı sağlanır Göğüs fizyoterapisi ve solunum egzersizleri ile solunum açısından gözlenebilecek problemlerin önüne geçilir, yorgunlukla mücadele edilebilir Etkili bir denge eğitimi sık düşmelerle mücadelenin başında yer almaktadır Hastanın yatak içi, ev ve dışarıdaki hareketlerinde kolaylaştırıcı teknikler ve emniyetli yürüyüş hasta ve ailesine öğretilir</p>
<p>Yürüme, bisiklete binme ve dans</p>
<p>Yeni tanı konmuş hastalarda henüz kalıcı sorunlar oluşmadığından daha çok koordinasyon, denge ve fiziksel uygunluk üzerinde durulabilir Yürüme, bisiklete binme, dans veya grup egzersizleri, fonksiyonelliğin gelişimi kadar sosyalizasyonun gelişimi açısından da önemlidir Parkinson rehabilitasyonunun en önemli adımlarından biri ise iş ve uğraşı tedavisidir İnce el becerilerine yönelik aktiviteler, yazı yazma eğitimi, yürümeye yardımcı araç ve gerecin seçimi ve eğitimi, ev içi çevresel düzenlemeler ile günlük yaşamı kolaylaştırıcı cihazlarla hastaların fonksiyonelliği arttırılmaya çalışılır Mesleki rehabilitasyon ise hastanın mevcut iş<br />
kapasitesinin değerlendirilip, işe geri dönüş için gerekli stratejilerin kuvvetlendirilmesi ve işyerinde kolaylaştırıcı uygulamaları içerir</p>
<p>Müzik eşliğinde grup tedavileri</p>
<p>Konuşma tedavisi ile ses, solunum kontrolü, şiddet ve hız kontrolü üzerinde odaklanılır Ayna karşısında mimik ve dil kaslarına yönelik egzersizleri içerir Çiğneme ve yutma fonksiyonu geliştirilmeye çalışılır</p>
<p>Parkinsonlu hastanın seksüalite, hobiler, sürücülük, sosyal yaşam gibi her türlü psikososyal ihtiyaçlarına danışmanlık yapılmalıdır Müzik eşliğinde yapılan grup tedavilerinin sosyalizasyonun geliştirilmesi ve motivasyonun arttırılmasına katkısı büyüktür Fizyoterapistlerden parkinsonlu hasta ve ailelerine birkaç pratik öneri:</p>
<p>* Sabahları yataktan kalkmadan önce kol,bacak ve gövdenize esneme hareketleri uygulayın</p>
<p>* Yürüme sırasında ”donma” meydana geliyorsa hastanın adım atmasını kolaylaştırmak amacıyla bir ayağınızı hastanın ayağının önüne yerleştirin ve üzerinden atlamasını isteyin Bu işlem için ters ”L” şeklindeki bastonlardan da faydalanabilirsiniz</p>
<p>* Evde düşmeye neden olabilecek halı, kilim, eşik veya düzensiz eşyaları kaldırın</p>
<p>* Ev içinde yürüyüş sırasında yere birbirine paralel çizilmiş çizgilerden yararlanın Adım atmanın kolaylaştığını göreceksiniz</p>
<p>* Egzersizleri ve yürüyüşü müzik eşliğinde yapın Bu, ritim ve hareket duygusunu geliştirecektir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/parkinson-hastasiyla-nasil-yasamali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

