<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bebeğiniz ve Siz... &#187; Günün Konusu</title>
	<atom:link href="http://www.minikpatik.com/category/gunun-konusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.minikpatik.com</link>
	<description>Bebeklerimiz ve çocuklarımız ile ilgili herşey...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 01:17:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Sevgiliye Alınan Hediye Listesi</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/sevgiliye-alinan-hediye-listesi/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/sevgiliye-alinan-hediye-listesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 01:13:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[sevgiliye hediye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1355</guid>
		<description><![CDATA[


1. Gül Yaprakları
Gül yapraklarını her yerde kullanmanız mümkün. Evin içinde yatağınıza gül yapraklarından bir yol yapabilirsiniz. Gül yapraklarını yatağınıza serpebilirsiniz. Yatakta gül yaprakları inanılmaz bir romantizm yaşatır. Bulunduğunuz ortam müsaitse ve birine yaptırma imkanınız varsa, muhabbetinizin en romantik anında üstten masanıza ya da hemen yanınıza gül yaprakları serptirebilirsiniz. Evlenme teklif edecekseniz hayır demesi imkansız
2. Fotoğraf Sürprizi
Birlikte çekilmiş en sevdiğiniz fotoğrafları bir fotoğrafçıya giderek çerçevelettirin. Fotomontaj yoluyla ikinizin fotoğrafına çok güzel bir hava katabilirler. Mesela kalp içinde ikinizin fotoğrafı. En sevdiğiniz fotoğraflardan küçük bir albümde hazırlamanız hoş olabilir.
3. Aşkınızı Çizin
Eğer resim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div id="post_message_286892">
<blockquote><p>1. Gül Yaprakları</p>
<p>Gül yapraklarını her yerde kullanmanız mümkün. Evin içinde yatağınıza gül yapraklarından bir yol yapabilirsiniz. Gül yapraklarını yatağınıza serpebilirsiniz. Yatakta gül yaprakları inanılmaz bir romantizm yaşatır.<span id="more-1355"></span> Bulunduğunuz ortam müsaitse ve birine yaptırma imkanınız varsa, muhabbetinizin en romantik anında üstten masanıza ya da hemen yanınıza gül yaprakları serptirebilirsiniz. Evlenme teklif edecekseniz hayır demesi imkansız</p>
<p>2. Fotoğraf Sürprizi</p>
<p>Birlikte çekilmiş en sevdiğiniz fotoğrafları bir fotoğrafçıya giderek çerçevelettirin. Fotomontaj yoluyla ikinizin fotoğrafına çok güzel bir hava katabilirler. Mesela kalp içinde ikinizin fotoğrafı. En sevdiğiniz fotoğraflardan küçük bir albümde hazırlamanız hoş olabilir.</p>
<p>3. Aşkınızı Çizin</p>
<p>Eğer resim yapabiliyorsanız ya da çiziminiz kuvvetliyse, aşkınızı kağıda yansıtmaya ne dersiniz? Onun fotoğrafını en zarif çizgilerle kağıda dökün.</p>
<p>4. Mum Işığında Yemek<br />
Belki biraz klasik, ama hala en romantik alternatiflerden biri mum ışığında bir akşam yemeği. İster bir restoranda, isterseniz en sevdiği yemeklerden oluşan bir mönü eşliğinde evde; hafif bir müzik eşliğinde bu gecenin keyfini çıkarabilirsiniz.</p>
<p>5. Romantik Mum Yolu<br />
Mumların romantik gücü tartışılmaz! Evinizin giriş kapısından başlayarak yatak odanıza kadar yere küçük, renkli mumlar yerleştirerek bir ‘mum yolu’ yaratın. Eşiniz yatağınızın kenarındaki son muma ulaştığında kendisini orada bekliyor olun. Bunu gül yapraklarıyla daha romantik hale getirmeniz mümkün.</p>
<p>6. Küçük Tatlı Hediye</p>
<p>İstediğiniz boyda bir ayakkabı kutusu edinin ve üzerini resim, yazı, fotoğraf, çiçek, vs. ile süsleyin. İçine de en sevdiği şekerlerden veya çikolatalardan doldurun. Bir de ‘sen bunlardan çok daha tatlısın’ yazılı bir kart eklemeyi unutmayın.</p>
<p>7. Biraz Macera</p>
<p>Çılgın bir kişiliğe sahipseniz, onun işyerinde dış cephe camları silen asansöre binin. Çalıştığı kata geldiğinizde camı tıklatıp ’seni seviyorum’ yazan notu gösterin. Türkiye’de bunu pek yapamazsınızda, karşı binaya gidip camına taş atıp önce onu telaşlandırıp, sonra seni seviyorum pankartını da gösterebilirsiniz. Ama bunun sonucu ne olur çok emin değilim bizimkiler çakıl taşı yeine bildiğimiz taşlardan atıp camı kırabilirler</p>
<p>8. Aşkınızı Anons Edin</p>
<p>O gün birlikte bir mağazaya alışverişe gidin, sonra birden ortadan yok olun ve onu ne kadar çok sevdiğinizi mağazada mikrofonlar aracılığıyla anons edin. Elbette tüm bunları mağaza yetkilileriyle önceden organize etmeyi unutmayın.</p>
<p>9. Özel Bir Gece</p>
<p>Uzun zamandır onunla yalnız kalamadığınızı mı düşünüyorsunuz? O zaman maddi durumunuza göre şık bir otelde bir oda ayırtın ve bu özel günün başbaşa tadını çıkarın.</p>
<p>10. Nostalji Yaşatın</p>
<p>Onu eski zamanlara geri götürmek ve gülümsetmek istiyorsanız, kenarda köşede unutulmuş mutlu bir çocukluk fotoğrafını büyüttürüp çerçeveletin.</p>
<p>11. Bir Tekne Kiralayın</p>
<p>Eğer sevgiliniz denizi seviyorsa, onun için küçük bir tekne kiralayabilirsiniz. Ay ışığında yapacağınız romantik bir gezi hoş bir sürpriz olabilir.</p>
<p>12. Ona Özel Şiir</p>
<p>Eğer gerçekten romantizm rüzgarları estirmek istiyorsanız, sevdiğiniz için bir şiir yazmayı deneyebilirsiniz. Kırmızı bir kağıda dökeceğiniz satırlardan oluşan şiiri küçük bir kalp kutuda hediye edebilirsiniz. Çok harika bir şiir olması o kadar da önemli değil, önemli olan içinizdeki duyguları ona yansıtmanız.</p>
<p>13. Evde Piknik</p>
<p>Bahar aylarında yemyeşil kırlarda piknik yapmak çok güzel olabilir. Ama bu mevsimde de imkansız değil. Salonunuzda kocaman bir alan açın ve yere bir piknik sofrası kurun. Kokulu mumlar, loş bir ışık ve romantik bir müzik ortamı daha da farklılaştıracaktır.</p>
<p>14. Kendi Puzzlenızı Yapın</p>
<p>Büyük bir kartondan kalp şekli yapın ve üzerine bir aşk sözcüğü yazın. Sonra bu kartonu dilediğiniz kadar küçük parçalara bölüp şık bir kutunun içinde ona armağan edin. Ardından bu parçaları birleştirerek puzzle yapmasını isteyin.</p>
<p>15. Billboard’da İlan-ı Aşk</p>
<p>Eğer maddi durumunuz elveriyorsa, evinizin yakınlarında bir billboard kiralayın ve ona ordan aşkınızı ilan edin.</p>
<p>16. Aşkınızı Kaydedin</p>
<p>Bir kaset veya CD’ye onu ne kadar sevdiğinizi ve sizin için ne kadar önemli olduğunu anlatan bir konuşma kaydedip ona hediye edin. Bunu resimlerinizle birlikte bir video şeklinde yapmanız daha da güzel olacaktır. Tabi videoya güzel bir fon müziği eklemeyi unutmayın.</p>
<p>17. Arabasını Süsleyin</p>
<p>Arabasına çiçekler, çikolatalar ve aşk sözcüklerinin bulunduğu minik notlar yerleştirin. Sonra da bir bahane uydurup onu arabaya gönderin.</p>
<p>18. Aşk Balonu</p>
<p>Ona aldığınız hediyenin ucuna üzerinde ’seni seviyorum’ yazan kocaman bir balon bağlayıp yatak odasında yatağın üzerine koyabilirsiniz.</p>
<p>19. Ona Özel Aşk Şarkısı</p>
<p>Müzikle aranız iyiyse, ona aşkınızı anlatan bir şarkı yapmaya ne dersiniz? Tabii şarkıyı da kendiniz söylemek şartıyla.</p>
<p>20. Radyodan Aşk İlanı</p>
<p>Sürekli dinlediği bir radyo programı varsa, ona bu program aracılığıyla da aşkınızı ilan edebilir ve şarkınızı gönderebilirsiniz. Elbette bunun organizasyonunu önceden planlamalısınız. Bunu başka ortamlarda da organize etmek gayet mümkün.</p>
<p>21. Sade ve Romantik</p>
<p>İster çalıştığı işyerine, isterseniz eve; ona ‘Seni seviyorum’ notuyla göndereceğiniz tek bir kırmızı gül kalbini ısıtacaktır. Yalnız size gül için bir önerim olacak. Gülün yanına bir şiir iliştirebilirsiniz ve gül kutusuna gül yapraklarıda koymanız çok daha romantik bir ortam oluşturacaktır. Hiçbir kız gül yapraklarına dayanamaz.</p>
<p>22. Ona Özel Havai Fişek Gösterisi</p>
<p>Maddi durumunuz elveriyorsa, onun için bir havai fişek gösterisi düzenleyebilirsiniz.</p>
<p>23. Sevginizi Örün</p>
<p>En sevdiği renklerden oluşan bir atkı veya bere örüp, soğuk kış aylarında içinin ısınmasını sağlayabilirsiniz.</p>
<p>24. Gazeteye İlan Verin</p>
<p>Her Sevgililer Günü’nde gazetelerde aşk ilanları yayınlanıyor. Siz de gazeteye bir ilan vererek, ona olan aşkınızı herkese duyurabilirsiniz.</p>
<p>25. Aşk Pastası</p>
<p>Sevgililer Günü’ne özel bir pasta yapabilirsiniz. Kırmızı gıda boyası kullanarak kalp şeklinde bir pasta yapın ve üzerine krem şantı ile ’seni seviyorum’ yazın.</p>
<p>26. Yatakta Kahvaltı</p>
<p>Belki diğer günlerde de bunu yapıyorsunuz, ama çiçekler, aşk sözlerinin bulunduğu minik kartlar ve küçük bir hediye eşliğinde bu özel günde yapılacak kahvaltı da özel olacaktır.</p>
<p>27. Şarkılarınızı Kaydedin</p>
<p>Sizin için özel olan bütün şarkıları bir kasete veya CD’ye kaydedin. Kapağını da birlikte çekilmiş bir fotoğrafınızla süsletin.</p>
<p>28. Ofiste Sürpriz</p>
<p>İş yerindeki çekmecesine, odasının duvarlarına, sandalyesine, dolaplarının üzerine yani kısaca onun ulaşıp görebileceği her yere tatlı sevgi mesajları yerleştirebilirsiniz.</p>
<p>29. Küçük Bir Tatil</p>
<p>Eve dev bir dünya haritası alın ve en sevdiği ülkeleri kalplerle işaretleyin. Bir kalbin içine de ‘çekmeceye bak’ ya da benzeri bir not yazın. Çekmeceye de o ülkeye gitmek için iki tane uçak bileti koyun.</p>
<p>30. Posterini Asın</p>
<p>İkinize ait en sevdiğiniz resmi poster olacak kadar büyüttürün ve bu posteri gideceğiniz mekana asın.</p>
<p>31. Minik Bir Dost</p>
<p>Eğer uzun zamandır kedi, köpek, kuş veya balık sahibi olmak istiyorsa, neden Sevgililer Günü’nde olmasın?</p>
<p>32. Sahnede Aşk</p>
<p>Sadece ikiniz için bir tiyatro salonu kiralayın ve sahneye şık bir sofra kurun. Perde açıldığında ve garson sizi sahneye davet ettiğinde tüm salonu romantizm kaplayacaktır.</p>
<p>33. Yollarına Gül ya da Gül Yaprakları Serpin</p>
<p>Eğer bir restoranda yer ayırttıysanız, kapının girişinden masanıza kadar olan yola önceden gül döktürün ve gül yaprakları arasında ona masaya kadar eşlik edin.</p>
<p>34. Size Özel Takı</p>
<p>İster başharflerinizden oluşan bir kolye ucu, isterseniz isimlerinizin yazılı olduğu bir yüzük ya da herhangi başka bir takı. Önemli olan sadece size özel olması.</p>
<p>35. Hikayenizi Yazın</p>
<p>Nasıl tanıştığınızı ve onu ne kadar çok sevdiğinizi satırlara döküp bunu küçük bir mektup olarak bastırabilirsiniz.</p>
<p>36. Aşkınızı Gökyüzüne Yazın</p>
<p>İmkanınız varsa küçük bir uçak kiralayın ve kuyruğuna aşkınızı anlatan bir afiş astırın.</p>
<p>Sevgililer Gününde Nereye Gitmeli?<br />
Mümkünse sevgilinizle ilk tanıştığınız yere gidin. Ya da evlenme teklif ettiğiniz yere. Ya da sizin için anlamlı olan başka bir yere gidebilirsiniz.</p></blockquote>
</div>
</div>
</div>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/sevgiliye-alinan-hediye-listesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mügece Eserle Yaşam</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/mugece-eserle-yasam/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/mugece-eserle-yasam/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 14:52:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[mügece eserle yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1239</guid>
		<description><![CDATA[Eser artık 16 aylık. Bense 33 yaşında çocuk yapanın aklı olmadığını düşünen bir anneyim.Yazılarıma bile ara vermek zorunda kaldığım ve yaşamdan bile zevk almadığım bir döneme girdim.Anne olmak helede 10 yıl aradan sonra inanılmaz zormuş.Eser aslında hem kolay hemde zor  ağlaması olmasa dahada kolay olacak ama susmak bilmiyor.Benim tavsiyem 20 li yaşlarda çocuk doğurmak.yada ılk çocuğunu 30dan sonra doğurmak.Hiçbir sosyal hayatın kalmadığı ve bebeğin size yapışık olduğu o dönemi yaşıyorum.Ama güzellikleride var&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eser artık 16 aylık. Bense 33 yaşında çocuk yapanın aklı olmadığını düşünen bir anneyim.Yazılarıma bile ara vermek zorunda kaldığım ve yaşamdan bile zevk almadığım bir döneme girdim<span id="more-1239"></span>.Anne olmak helede 10 yıl aradan sonra inanılmaz zormuş.Eser aslında hem kolay hemde zor  ağlaması olmasa dahada kolay olacak ama susmak bilmiyor.Benim tavsiyem 20 li yaşlarda çocuk doğurmak.yada ılk çocuğunu 30dan sonra doğurmak.Hiçbir sosyal hayatın kalmadığı ve bebeğin size yapışık olduğu o dönemi yaşıyorum.Ama güzellikleride var&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/mugece-eserle-yasam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mügece;Evlilik Yıldönümünü Unutan Erkeğe Ne Yapmalı</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/evlilik-yildonumunu-unutan-erkege-ne-yapmali/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/evlilik-yildonumunu-unutan-erkege-ne-yapmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Oct 2010 11:03:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik yıldönümü unutan erkrğe ne yapmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=1069</guid>
		<description><![CDATA[Büyük bir aşk yaşayan çiftler sonunda evlenmeye karar verip evlenirler.Evlenmenin en önemli şartlarından biride evlenilen günün hiçbir zaman unutulmamasıdır.Erkeğe büyük görev düşer hediye,yemek ve güzel sözlerden oluşan bir akşamla gün sonlanır.Peki ya evlenme yıldönümü unutan erkeğe ne yapmalı hiç düşündünüzmü? Çok büyük mazereti olmadıktan sonra iyi bir şekilde cezalandırılmalıdır.Sıralamak gerekirse: Onun en sevdiği yemeği yapmamakla başlayabilirsiniz.Derlerya kalbe giden yol mideden geçer bence ilk iş mideye giden yolu kapatmalı.ikinci olarak ailesiyle görüşmeye biraz ara vermek ama tadında tabiki.üçüncü olarak arkadaşlarıyla yapacağı programı bozmak.dördüncüsü tavır yapmak. beşincisi ve en can alıcı olan onun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük bir aşk yaşayan çiftler sonunda evlenmeye karar verip evlenirler.Evlenmenin en önemli şartlarından biride evlenilen günün hiçbir zaman unutulmamasıdır.Erkeğe büyük görev düşer hediye,yemek ve güzel sözlerden oluşan bir akşamla gün sonlanır<span id="more-1069"></span>.Peki ya evlenme yıldönümü unutan erkeğe ne yapmalı hiç düşündünüzmü? Çok büyük mazereti olmadıktan sonra iyi bir şekilde cezalandırılmalıdır.Sıralamak gerekirse: Onun en sevdiği yemeği yapmamakla başlayabilirsiniz.Derlerya kalbe giden yol mideden geçer bence ilk iş mideye giden yolu kapatmalı.ikinci olarak ailesiyle görüşmeye biraz ara vermek ama tadında tabiki.üçüncü olarak arkadaşlarıyla yapacağı programı bozmak.dördüncüsü tavır yapmak. beşincisi ve en can alıcı olan onun doğum gününü hatırlamamak .Bunların hepsini hak eder evlılık yıldönümünü unutan erkek .Sıralanan şeylerden hepsini yapmak gerekir.Yaptığınız halde işe yaramıyorsa evlilinizi bir daha gözden geçirmeniz gerektiğinin sinyallerini vermiş demektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/evlilik-yildonumunu-unutan-erkege-ne-yapmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mügece Hamilelikte 34. hafta</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/mugece-hamilelikte-34-hafta/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/mugece-hamilelikte-34-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 14:23:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[mügece hamilelikte 34. hafta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=932</guid>
		<description><![CDATA[Artık iyice sonlara yaklaştıkça hamileliğin ne kadar zor olduğunu bir kez daha anlıyorum.Annelerin hakkı ödenmez diye boşuna denmiyor .34 hafta geride kaldı benimse en zorlandığım nokta ellerimin ve ayaklarımın şişmesi oldu.Bebeğim ters duruyormuş sezeryan olacağı için önemli değil diyor doktorum ama ben araştırdım eskiden ters olan bebeklerin hep öldüklerini ve bacakları ve kollarının kırılarak doğduğunu biliyormuydunuz.Ama artık sezeryan doğum sayesinde bebek isterse tersde durabilir.Peki bebeklerin anne karnındaki sıvıyı içip idrarlarını yaptıklarını ve böylece böbreklerinin çalışması ise bence bir mucize!benim hamileliğimde sadece tek endişem bebeğimim erken doğması çünkü ilk bebeğimde 36 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık iyice sonlara yaklaştıkça hamileliğin ne kadar zor olduğunu bir kez daha anlıyorum.<span id="more-932"></span>Annelerin hakkı ödenmez diye boşuna denmiyor .34 hafta geride kaldı benimse en zorlandığım nokta ellerimin ve ayaklarımın şişmesi oldu.Bebeğim ters duruyormuş sezeryan olacağı için önemli değil diyor doktorum ama ben araştırdım eskiden ters olan bebeklerin hep öldüklerini ve bacakları ve kollarının kırılarak doğduğunu biliyormuydunuz.Ama artık sezeryan doğum sayesinde bebek isterse tersde durabilir.Peki bebeklerin anne karnındaki sıvıyı içip idrarlarını yaptıklarını ve böylece böbreklerinin çalışması ise bence bir mucize!benim hamileliğimde sadece tek endişem bebeğimim erken doğması çünkü ilk bebeğimde 36 haftalık doğmuştu.Hadi bakalım bu bebek ne zaman gelecek!!!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/mugece-hamilelikte-34-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parkyatak Hakkında Neler Biliyoruz?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/parkyatak-hakkinda-neler-biliyoruz/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/parkyatak-hakkinda-neler-biliyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 18:41:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[parkyatak]]></category>
		<category><![CDATA[parkyatak hakkında neler biliyoruz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=876</guid>
		<description><![CDATA[Parkyatak taşıması ve yer kaplamaması bakımından şimdi en çok tercih edilen ürünler arasında birinciliği aldı.Eskiden mobilya beşikler daha çok tercih edilirken şimdi parkyatak  portatif ve kullanım bakımından bebeğin ilk doğduğu günden 3 yaşına kadar kullanabileceği çeşit çeşit modelleriyle alternatifler sunan bir üründür.Öyleki eskiden oyun oynanması için alınan parkyatakların artık yıkanabilen ve sallanan özellikleriyle anne ve baba adaylarını cezbedebiliyor.Unutmamalıyızki en çok tercih edilmesinin ikinci sebebiysede fiyatlarının çok uygun olmasıdır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Parkyatak taşıması ve yer kaplamaması bakımından şimdi en çok tercih edilen ürünler arasında birinciliği aldı.Eskiden mobilya beşikler daha çok tercih edilirken şimdi parkyatak  portatif ve kullanım bakımından bebeğin ilk doğduğu günden 3 yaşına kadar kullanabileceği çeşit çeşit modelleriyle alternatifler sunan bir üründür<span id="more-876"></span>.Öyleki eskiden oyun oynanması için alınan parkyatakların artık yıkanabilen ve sallanan özellikleriyle anne ve baba adaylarını cezbedebiliyor.Unutmamalıyızki en çok tercih edilmesinin ikinci sebebiysede fiyatlarının çok uygun olmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/parkyatak-hakkinda-neler-biliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Sütünün Faydaları</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/anne-sutunun-faydalari/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/anne-sutunun-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 16:04:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne Tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[annesütü faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[ Anne Sütünün Faydaları
Anne sütü ile emzirme ne kadar uzun ise anne sütünün bebek ve anne için faydaları da o kadar fazla olur ve o kadar uzun sürer. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi anne sütüne mümkün olduğunca uzun, en az 1 yıl süreyle devam edilmesini önermektedirler. 
 
Anne sütü ile emzirme ne kadar uzun ise anne sütünün bebek ve anne için faydaları da o kadar fazla olur ve o kadar uzun sürer. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi anne sütüne mümkün olduğunca uzun, en az 1 yıl süreyle devam edilmesini önermektedirler.
Bebek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Anne Sütünün Faydaları</p>
<p>Anne sütü ile emzirme ne kadar uzun ise anne sütünün bebek ve anne için faydaları da o kadar fazla olur ve o kadar uzun sürer.<span id="more-82"></span> Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi anne sütüne mümkün olduğunca uzun, en az 1 yıl süreyle devam edilmesini önermektedirler. <!--more--><br />
 </p>
<p>Anne sütü ile emzirme ne kadar uzun ise anne sütünün bebek ve anne için faydaları da o kadar fazla olur ve o kadar uzun sürer. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi anne sütüne mümkün olduğunca uzun, en az 1 yıl süreyle devam edilmesini önermektedirler.<br />
Bebek için faydaları:</p>
<p>Bebeğinizi bazı hastalıklar ve enfeksiyonlardan korumaya yardımcıdır. İçerdiği koruyucu maddeler nedeniyle anne sütü alan bebeklerde kulak enfeksiyonu, allerjiler, kusma, ishal, bronşit, bronşiolit, menenjit daha az sıklıkta görülür. Anne sütünün içeriği bebeğin değişen ihtiyaçlarına göre değişim gösterir. Sabah ile akşam içeriği farklıdır. İlk ayda üçüncü aydan daha farklıdır. Bebek prematüre doğmuşsa prematüre bebeğin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir. Bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir. Bu nedenle bebekler daha sık beslenmek ister ve daha iyi kilo alırlar. Ayrıca karın ağrısı, gaz sancısı ve kabızlık daha az sıklıkta görülür. Anne sütü alan bebeklerde &#8220;ani beşik ölümü sendromu (SIDS)&#8221; daha az sıklıkta görülür. Temas, sıcaklık ve yakınlık sağlayarak emzirme ile anne ve bebek arasında özel bir bağ oluşur. Bebeğin ruhsal gelişimi için faydalıdır. Hazırlama zahmeti yoktur ve istediğiniz her zaman mevcut, kullanıma hazır, temiz ve uygun sıcaklıktadır. Maliyeti yoktur. Çevre kirliliğine yol açmaz. Emzirme ile en iyi çene, dişeti ve diş gelişimini sağlanır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/anne-sutunun-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizin Beyin Gelişimi</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/bebeginizin-beyin-gelisimi/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/bebeginizin-beyin-gelisimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 18:30:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müge Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebeğin Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyin gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de yeni kullanılmaya başlanılan &#8221;General Movements yöntemiyle, bebeğin 28. haftadan 56-58. haftaya kadar yaptığı hareketlerin özel bir teknikle takip edilerek, beyin gelişiminin sağlıklı olup olmadığını tespit edilebiliyor&#8230;
Eskiden iki yaşına gelinceye kadar çocuğa kesin tanı konulamazken, yeni yöntem sayesinde erken tanı ve erken rehabilitasyon tedavisi sayesinde çocukların motor-mental gelişimleri destekleniyor.
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Kıymet İkbal Karadavut, çocuklarda serebral palsi (SP) diye tanımlanan gelişimsel bozuklukların erken yaşlarda tespit edilmesinin çok zor olduğunu, ilk aylarda gelişim bozukluğu tanısının konamayacağını ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de yeni kullanılmaya başlanılan &#8221;General Movements yöntemiyle, bebeğin 28. haftadan 56-58. haftaya kadar yaptığı hareketlerin özel bir teknikle takip edilerek, beyin gelişiminin sağlıklı olup olmadığını tespit edilebiliyor&#8230;</p>
<p>Eskiden iki yaşına gelinceye kadar çocuğa kesin tanı konulamazken, yeni yöntem sayesinde erken tanı ve erken rehabilitasyon tedavisi sayesinde çocukların motor-mental gelişimleri destekleniyor.<span id="more-66"></span></p>
<p>Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Kıymet İkbal Karadavut, çocuklarda serebral palsi (SP) diye tanımlanan gelişimsel bozuklukların erken yaşlarda tespit edilmesinin çok zor olduğunu, ilk aylarda gelişim bozukluğu tanısının konamayacağını ve hatta iki yaşına kadar kesin tanı yapılamadığını söyledi.</p>
<p>Gelişim bozukluğunda erken tanının, erken dönemde rehabilitasyona olanak verdiği için önemli olduğuna işaret eden Karadavut, erken başlayan rehabilitasyonla spastik çocukların motor-mental gelişimlerinin daha iyi olduğunu bildirdi.</p>
<p>-&#8221;YÖNTEMLE, HAREKETLERİN KALİTESİNE BAKIYORUZ&#8221;-</p>
<p>Bebeklerde nörolojik sorunlar açısından gebelik takibinin çok önemli olduğunu vurgulayan Karadavut, ikiz gebelik, erken doğum, sağlık durumunun riskli olabileceği öngörülen bebekler ile doğumda gelişebilecek komplikasyonların bebekte nörolojik bozukluklara yol açabileceğini anlattı. Karadavut, bu bebeklerin ilerleyen yaşlarda yürüme, oturma sıkıntıları, beyin felci, el ya da ayakta tutukluk sorunu yaşayabileceklerini, spastik hareketler gösterebileceklerini belirterek, riskli görülen bebeklere &#8221;General Movements&#8221; isimli yeni bir yöntemin uygulanarak erken dönemde tanı ve tedavi imkanının sağlandığını bildirdi.</p>
<p>Yöntemin Avrupa&#8217;da çok sık kullanıldığını, ancak Türkiye&#8217;de yeni olduğunu anlatan Karadavut, &#8221;Yöntem, Türkiye&#8217;de ilk defa Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi&#8217;nde uygulanmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>General Movements yöntemiyle ilgili olarak eğitimini Hollanda&#8217;da tamamlayarak Türkiye&#8217;de uygulamaya başlayan Karadavut, 28. haftadan 56-58 haftaya kadar bebekler tarafından yapılan motor hareketlerin kalitesinin değerlendirilmesini sağlayan yöntemle, risk öngörülen bebeklerin hareketlerinin doğum sonrasında ilk günden itibaren takip edildiğini anlattı.</p>
<p>Kimi sağlık sorunları olan gebelerin, erken doğum ihtimali olanların, ikiz gebelikleri olanların, daha önce spastik bir çocuğu olan hamilelerin bebeklerinde gelişim bozukluğu riskinin bulunduğuna dikkati çeken Karadavut, erken dönemde nörolojik bozukluk tanısına olanak veren yöntem hakkında şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8221;Tıbbi literatüre göre, bir bebeğe 2 yaşına kadar spastik ya da özürlü olup olmayacağına ilişkin kesin bir tanı yapılamıyor. Bu çocuklarda, her türlü tahlil yapılmasına karşın ancak yüzde 60&#8242;lık bir öngörüde bulunulabiliyor. Ancak yeni tanı yöntemiyle yüzde 98 oranında bebeğin ilerde bir sorun yaşayacağı saptanabiliyor. Tüm canlıların beyninde 4 aya kadar devam eden bir nöron ağı vardır. Bu ağ, 4. aydan sonra yok oluyor. Nöron yumağı, 4 ay boyunca bebeğin yapması gereken bazı hareketleri tetikliyor. Bu hareketlerin de sağlıklı çocuklar da birbirine benzer kalitede olması gerekiyor. Bizler de bu yöntemle, hareketlerin kalitesine bakıyoruz.&#8221;</p>
<p>-&#8221;REHABİLİTASYON İLE BEBEKTEKİ ÖZÜR ORANI AZALTILIYOR&#8221;-</p>
<p>Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Karadavut, anne babaların bebeklerinin vücut hareketlerine karşı doğumdan itibaren duyarlı olmaları gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Örneğin, erken doğan (prematüre) bebekler, kafalarını tutamayacakları için bir yatırıldığında kaba, yılan gibi kıvrılır şeklinde hareket etmelidir. Bunu yapamayan bebeklerin nörolojik gelişimi takip edilmelidir. 40. haftadaki bebeklerin ise kolunu, ayağını kendine çeker gibi ve içe dışa döndürerek hareket ettirmesi uygundur. Göbeğini ve kalçasını kabaca oynatması gereklidir. 2 ve 4 aylık bebeklerin ise ellerini, parmaklarını ve bileklerini dans eder gibi oynatması, kıvırması uygundur. Bebeklerin hareketlerinin 4. aydan sonra amaca yönelik olmalıdır. Çıngırağı tutmaya, anneye uzanmaya çalışmalıdır.&#8221;</p>
<p>Sağlıklı bir bebeğin başını tutabildiğini, oturma dengesini tutturabildiğini ve emekleyebildiğini ifade eden Karadavut, &#8221;Spastik olan bir bebek ise bu tür eylemlerin hiçbirini yapamaz. Çünkü, bebek başını tutamadığı için beyni de bir süre sonra bunu doğru olarak kabul eder ve başı dik tutmayı öğrenemez. General Movements yöntemiyle, sorun olacağı tahmin edilen bebeğe normal duruş ve pozisyon öğretilip, beynin anormali öğrenmesine izin vermeden doğruyu öğrenmesi hedefleniyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Karadavut, çok belirgin anormal tanısı konulan bebeklerin, hastanede yattıkları süre boyunca rehabilitasyon programına alındığının altını çizerek, rehabilitasyon ile bebekteki özür oranının azaltılmasına çalışıldığını, doğru hareketleri yapması öğretilen bebeklerin, ileride daha kolay beceri kazanabildiklerini sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak: haber7.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/bebeginizin-beyin-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Oyuncak Konsepti</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/saglikli-oyuncak-konsepti/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/saglikli-oyuncak-konsepti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 12:47:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[ahşap]]></category>
		<category><![CDATA[nevatoys]]></category>
		<category><![CDATA[nevka]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[toys]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[nevatoys
Bebeginiz için en güvenli oyuncak konsepti.
Bunun için nevatoys yetkililerine teşekkür ederiz.
Çocuklarımızın hem gelişimine katkı saglayacak hemde onlara güvenle oynaya bilecekleri
oyuncakları ürettikleri için.
Oyuncakların dizayn ı saglık kalitesi ürün yelpazesi harika olmus.
Fırıldaklar
Bizim Çocuklugumuzun Topaçları
nevka lar zeka setleri tangram
Eğitici bloklar Bütün oyuncak harika olmuş.
Ürünlerde kullanılan boyanın kalitesi inanın tam bir profosyonellıkle yapılmış ticari kaygı güdülmeden.
Ellerinize Saglık diyoruz.
www.Minikpatik.com yetkilileri.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>nevatoys<br />
Bebeginiz için en güvenli oyuncak konsepti.<br />
Bunun için nevatoys yetkililerine teşekkür ederiz.<br />
Çocuklarımızın hem gelişimine katkı saglayacak hemde onlara güvenle oynaya bilecekleri<br />
oyuncakları ürettikleri için.<span id="more-52"></span><br />
Oyuncakların dizayn ı saglık kalitesi ürün yelpazesi harika olmus.<br />
Fırıldaklar<br />
Bizim Çocuklugumuzun Topaçları<br />
nevka lar zeka setleri tangram<br />
Eğitici bloklar Bütün oyuncak harika olmuş.<br />
Ürünlerde kullanılan boyanın kalitesi inanın tam bir profosyonellıkle yapılmış ticari kaygı güdülmeden.<br />
Ellerinize Saglık diyoruz.</p>
<p><a href="http://www.minikpatik.com/">www.Minikpatik.com</a> yetkilileri.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/saglikli-oyuncak-konsepti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neler Yiyoruz Neler Yediriyoruz ?</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/neler-yiyoruz-neler-yediriyoruz/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/neler-yiyoruz-neler-yediriyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 07:36:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayhan Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[bebek beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[içme]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Sunay Demircan’ın yazısı:
Markete gittiniz.
Yeşil sapları, şık karton kutuları, minik-yeşil etiketleri; Tek renk,
tek ses, tek yürek halleri; yüksek fiyatlarıyla tezgahların yıldızı,
kan kırmızı domatesler.
Yediniz mi?
Yiyeceksiniz!
Zira onlar, modern dünyanın gurur kaynakları.
“Tatmin olma” duygusu köreltilmiş, “yeter” sözünü defterinden çoktan silmiş insan evladının zeka ürünleri onlar.
Onlara şimdi domates diyorlar.
Devasa seralarda, tümüyle bilgisayar kontrolünde, topraksız koşullarda (su kültürü) yetişiyorlar.
Her birinin köküne birer serum hortumu bağlı, damla damla dökülüyor azotlar, fosforlar, kalsiyumlar. ..
Hava mı lazım?
Pompalar var, suyun içine gerektiği kadar hava basıyor.
Güneş mi lazım?
Cıvalı ampuller var, fotosentezi artıran yüksek basınçlı ışık basıyor.
Kuş mu lazım?
Aşk olsun!
Zamanı gelince, salınıyor ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sunay Demircan’ın yazısı:</p>
<p>Markete gittiniz.</p>
<p>Yeşil sapları, şık karton kutuları, minik-yeşil etiketleri; Tek renk,<br />
tek ses, tek yürek halleri; yüksek fiyatlarıyla tezgahların yıldızı,<br />
kan kırmızı domatesler.</p>
<p>Yediniz mi?</p>
<p>Yiyeceksiniz!<span id="more-31"></span></p>
<p>Zira onlar, modern dünyanın gurur kaynakları.</p>
<p>“Tatmin olma” duygusu köreltilmiş, “yeter” sözünü defterinden çoktan silmiş insan evladının zeka ürünleri onlar.<br />
Onlara şimdi domates diyorlar.</p>
<p>Devasa seralarda, tümüyle bilgisayar kontrolünde, topraksız koşullarda (su kültürü) yetişiyorlar.</p>
<p>Her birinin köküne birer serum hortumu bağlı, damla damla dökülüyor azotlar, fosforlar, kalsiyumlar. ..</p>
<p>Hava mı lazım?</p>
<p>Pompalar var, suyun içine gerektiği kadar hava basıyor.</p>
<p>Güneş mi lazım?</p>
<p>Cıvalı ampuller var, fotosentezi artıran yüksek basınçlı ışık basıyor.</p>
<p>Kuş mu lazım?</p>
<p>Aşk olsun!</p>
<p>Zamanı gelince, salınıyor bambus arıları içeri; dölleniversinler, kurda-kuşa muhtaç olmadan..</p>
<p>Çünkü onlar doğanın güvensiz derbederliğine terk edilemeyecek kadar değerliler.</p>
<p>Onlar, öbür dünyaya giderken yanımızda götüreceğimiz yatlar, katlar, plazmalar, plazalar…</p>
<p>Hala markettesiniz.</p>
<p>Süt içip kemikleri geliştirmek gibi bir inancın peşinde, dolaşıyorsunuz raflarda.</p>
<p>O, beyaz sıvının içinde protein, vitamin, bir sürü bakteri, mineral filan olduğunu düşünüyorsunuz.</p>
<p>Nasıl söylemeli, bilmem ki?</p>
<p>Aramızda kalsın ama, onun içinde artık bir şey yok!</p>
<p>İyisi mi bunu size, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ahmet Aydın söylesin “Süt<br />
sağlıklı bir içecekken, raf ömrünü uzatmak için pastörizasyon, yüksek<br />
ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline<br />
getiriliyor. Bu işlemlerle sütün içindeki tüm bakterileri öldürülüyor.<br />
Pastörizasyon, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engelliyor,<br />
sindirim enzimlerini tahrip ediyor, tahrip olan ve sindirilmeyen<br />
protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları<br />
düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan<br />
vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi<br />
hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda<br />
görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı<br />
vardır…”.</p>
<p>Hadi bunları geçtik bir kalem. Siz o sütü veren ineğin başına gelenlerden haberdar mısınız?</p>
<p>İnek inek olmaktan çıkalı çok oldu.</p>
<p>Önüne konan her şeyi yiyen, bol hormon ve antibiyotikle ayakta durabilen, deri kaplı et parçaları onlar.</p>
<p>Günde 100 kilo süt (!) veren inek yaptılar.</p>
<p>Ne demek biliyor musunuz bu?</p>
<p>Market arabasını sürmeye devam.</p>
<p>Üzümleri gördünüz mü?</p>
<p>Sanki bağdan yeni gelmişler. Dipdiri, ipiriler.</p>
<p>Nereden geliyor bunlar?</p>
<p>Şili’den.</p>
<p>Şili mi?</p>
<p>Evet!</p>
<p>Kaç gündür buradalar?</p>
<p>3-5 gün oldu.</p>
<p>Düşünün, Şili’nin bir köyünde topluyorlar bunları.</p>
<p>Uzun yolculuklar sonunda bize geliyor. Bir süre bizim manavda<br />
bekliyor.. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de 3-5 gün daha, bana mısın<br />
demiyor.</p>
<p>İyi ama, nasıl?</p>
<p>Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:</p>
<p>Dane büyüklüğünü artırır,</p>
<p>Dane ağrılığını artırır,</p>
<p>Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir,</p>
<p>Tam olgunlaşmada bile daneye parlak sarı yeşil rengini verir,</p>
<p>Güçlü üzüm çöpüne rağmen dane sıkıca sapa bağlı kalır. Bu yüzden<br />
yükleme taşıma esnasında danelenme nedeniyle olabilecek kayıplar<br />
azalır,</p>
<p>Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar,<br />
Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir,</p>
<p>Yüksek kalite ve standart sağlar,</p>
<p>Raf ömrü uzar</p>
<p>Daha durun!</p>
<p>Petunya ve karnabahar geni konmuş mısırlardan yapılma cipsleri de yiyeceksiniz.</p>
<p>Geceleri de bahçenizi denizanası geniyle donatılmış buğdaylarla aydınlatacaksı nız.</p>
<p>Diyebilirsiniz ki, “hep olumsuz tarafından bakma, bu gelişmeler olmasa<br />
açlığın önüne geçilemez”. İyi ama açlığın nedeni gıda üretimindeki<br />
yetersizlik değil ki!</p>
<p>Tam tersine, bugün dünyada gıda üretiminde fazlalık var. Öyle ki, tüm<br />
üretilen besinleri toplayıp, dünyadaki insan sayısına bölseniz, kişi<br />
başına günlük 2 kilo gıda düşüyor.</p>
<p>Bu hepimizi besler de, yusyuvarlak bile yapar.</p>
<p>Sorun gıda üretiminin yetersizliği değil, aç olanların gıda alacak paralarının olmaması.</p>
<p>Ama, daha da vahimi, biz de o süt, domates, üzüm gibi oluyoruz.</p>
<p>Neye ağlayıp, neye güleceğimizi birileri bize anlatıyor.</p>
<p>Kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi de.</p>
<p>İnsan ilişkilerini artık klavye ve monitor üzerinden kuruyoruz.</p>
<p>Gün geliyor, öldürüyoruz.</p>
<p>Adına “bilgi” dedikleri rafine verilerle zihnimizi doldurup, enselerinde barkod yapıştırılmış mamül ürünler oluyoruz.</p>
<p>Ne diyelim?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/neler-yiyoruz-neler-yediriyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Uyku Problemleri</title>
		<link>http://www.minikpatik.com/cocuklarda-uyku-problemleri-ve-cozum-onerileri/</link>
		<comments>http://www.minikpatik.com/cocuklarda-uyku-problemleri-ve-cozum-onerileri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 15:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Konusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minikpatik.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamın ilk yıllarında uyku problemleri çok sık görülür. Uykuya dalmakta güçlük, gece yarısı uyanma, kabuslar ve uyurgezerlik sık rastlanan sorunlardır . Daha büyük çocuklarda yatağını ıslatma da sorun olabilir. Çocuklar ihtiyaç duydukları uyku süresi ve uykuya dalma süresi açısından farklılık gösterebilir. Ne kadar çabuk uyanıp ne kadar çabuk uykuya dalacağı her çocuk için farklılık gösterebilir. Ebeveynlerin en önemli görevi çocuklarına erken yaşta iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmak olmalıdır. Uyku problemlerinin çözülebilir olduğu unutulmamalıdır. 
Süt çocukluğu dönemi 
Yenidoğan çocuklar düzensiz bir uyku düzenine sahiptir ve bunun olgunlaşması yaklaşık altı ay sürer. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.minikpatik.com/wp-content/uploads/2010/01/aa_uykuproblemlerivecozum.jpg" rel="lightbox"><img class="size-full wp-image-11 alignright" title="aa_uykuproblemlerivecozum" src="http://www.minikpatik.com/wp-content/uploads/2010/01/aa_uykuproblemlerivecozum.jpg" alt="" width="180" height="120" /></a>Yaşamın ilk yıllarında uyku problemleri çok sık görülür. Uykuya dalmakta güçlük, gece yarısı uyanma, kabuslar ve uyurgezerlik sık rastlanan sorunlardır . Daha büyük çocuklarda yatağını ıslatma da sorun olabilir. Çocuklar ihtiyaç duydukları uyku süresi ve uykuya dalma süresi açısından farklılık gösterebilir. Ne kadar çabuk uyanıp ne kadar çabuk uykuya dalacağı her çocuk için farklılık gösterebilir. Ebeveynlerin en önemli görevi çocuklarına erken yaşta iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmak olmalıdır. Uyku problemlerinin çözülebilir olduğu unutulmamalıdır. <span id="more-10"></span></p>
<p><strong>Süt çocukluğu dönemi </strong></p>
<p>Yenidoğan çocuklar düzensiz bir uyku düzenine sahiptir ve bunun olgunlaşması yaklaşık altı ay sürer. Yenidoğan bebekler günde ortalama 16-17 saat uyumalarına rağmen bir kerede ancak 1-2 saat kadar uyurlar. Çocuklar büyüdükçe günlük uyku süresi gittikçe kısalır. Farklı çocukların farklı ihtiyaçları vardır. Altı aylık bir çocuğun bile geceleri kısa bir süre için uyanması normaldir ancak uyanıklık döneminin sadece birkaç dakika sürmesi gerekir.</p>
<p><strong>Bebeğinizin ve dolayısıyla sizin geceleri daha iyi uyumanız için öneriler: </strong><br />
- Bebeğinizi mümkün olduğu kadar sakin ve sessiz tutmaya çalışın. Geceyarısı çocuğunuzu beslemek veya altını değiştirmek gerektiğinde onu çok fazla uyarmayın çok fazla uyandırmayın<br />
- Çocuğunuzun gündüz çok uzun süre uyumasına izin vermeyin, gün içinde çok uyuyacak olursa gece uyanık olma ihtimali daha fazla olacaktır.<br />
- Bebeğinizin uykusunun geldiğine dair ilk belirtide yatağına yatırın . Bebeğinizin kendi başına uykuya dalmayı öğrenmesi gereklidir. Bebeğiniz uyuyana kadar onu kucaklamak veya sallamak geceyarısı uyandığında da aynı şeyleri yapmanızı gerektirir. Bu da çocuğunuzun uyumayı kendi başına yapabilmesini engeller.<br />
- Bebeğinizi emzikle yatağa koymaktan kaçının. Emzikle uyumaya alışan bebekler de kendi başlarına emziksiz uyumayı öğrenemezler. Emzikler bebeğin emme ihtiyacını gidermek içindir. Uyku için değil. Bebeğiniz emzikle uykuya dalıyorsa yatağa koymadan önce emziği yavaşça çıkarın.<br />
- Dört ila altı aylık bebeğiniz uyandığında müdahalenizi geciktirin. Bebeğinizi kontrol etmeye gitmek için birkaç dakika bekleyin çünkü bebeğiniz belki de birkaç dakika içinde uykuya yeniden dalabilir. Ağlamaya devam ederse gidip kontrol edin ancak ışığı yakmayın, oynamayın, kucaklamayın veya sallamayın. Eğer ağlama devam ederse biraz daha bekleyip tekrar kontrol edin. Kendisini neyin rahatsız edebileceğini kontrol edin. (Aç olabilir, altını ıslatmış olabilir, ateşli olabilir vb.)<br />
- Çocukların uyku pozisyonu ve SIDS (ani beşik ölümü sendromu). Amerikan Pediatri Akademisi sağlıklı çocukların sırtüstü pozisyonda yatırılmasını tavsiye etmektedir. Çünkü son zamanda yapılan çalışmalara göre sağlıklı bir çocuğun uykuda sırtüstü yatmasından doğacak herhangi bir zarar yoktur.<br />
- Çocuğunuzun uyumasına yardımcı olan ilaçlardan kaçının. Zamanla ilaçlar etkisiz hale gelirler ve bebeğinizin gündüz tam uyanık olmasını engelleyebilirler. Etkileri gece ortasında bitebilir ve gece uyanmalarına neden olurlar. Bazı ilaçlar gece korkularına veya diğer uyku bozukluklarına yol açabilir.</p>
<p>Eğer bebek hasta ise bu öneriler ertelenir. İyileştikten sonra uyku düzeninin tekrar oluşturulmasına çalışılır.</p>
<p><strong>Oyun çocukluğu ve okul öncesi dönem</strong><br />
Birçok aile oyun çocuklarının yatağa gitme zamanının günün en zor kısmı olduğunu düşünürler. Bu yaştaki bir çocuk özellikle de kendisinden daha büyük bir kardeşi hala uyanıksa yatağa gitmeye direnç gösterebilir. Oyun ve okul öncesi çocuklarının her gece 10-12 saat uykuya ihtiyaçları vardır.</p>
<p><strong>Öneriler: </strong><br />
- Çocuğunuz uykuya dalmadan önce sessiz bir dönem geçirmesini sağlayın. Uykudan önce sakin bir rutin geliştirin: masal okuma, şarkı- ninni söyleme, banyo gibi. Bu düzenli rutin bebeğinize uyku zamanının geldiğini hatırlatacaktır. Çalışan anne ve babalar geç saatlerde çocukları ile oynamak isterler. Uykudan önce oynanan aktif oyunlar bebekleri uyarır uykuya dalmalarını güçleştirir.</p>
<p>- Değişmeyen bir uyku planı yapın. Sabit bir uyanma saatinin olmasını sağlayın. Uyuma ve uyanma zamanı haftanın yedi günü sabit-aynı olmalıdır. Düzenli uyku ritmini sağlamak açısından uyanma saati uyuma saatinden daha önemlidir. Aynı zamanda çocuğunuzu uyandırmak da onu uyumaya zorlamaktan daha kolaydır.</p>
<p>- Çocuğunuzun en sevdiği oyuncağı veya battaniyesini yanına almasına izin verin (güvenli olduğuna emin olmalısınız). Çocuğunuzun rahat olduğundan emin olun. Odanın ısısını kontrol edin elbiseler hareketini engellememeli, uyumadan önce çocuğunuz su içmek isteyebilir, gece lambası açık bırakılabilir, kapı aralık bırakılabilir.</p>
<p>- Çocuğunuzun sizle beraber uyumasına izin vermemeye çalışın. Bu onun yalnız başına uykuya dalmasını öğrenmesini zorlaştırır<br />
- Her şikayetinde veya sizi çağırmasında çocuğun odasına gitmeyin. Odanın dışında veya kapısında durarak onunla konuşmaya çalışın.</p>
<p><strong>Sık görülen uyku problemleri: </strong></p>
<p><strong>Kabus görme</strong><br />
Kabuslar genellikle rüyaların yoğun olduğu gecenin ikinci yarısında ortaya çıkan korkunç rüyalardır. Gecede birden fazla olabilir. Kabus sona erdikten sonra çocuğunuz uyanır ve kabusu size anlatabilir. Çocuğunuz ağlayabilir korkulu olabilir fakat sizin yanında olduğunuzun farkındadır. Kabusun ayrıntılarıyla hatırladığı için yeniden uykuya dalması güç olacaktır.</p>
<p><strong>Kabuslarla nasıl başa çıkabilirsiniz? </strong><br />
- Çocuğunuzun yanına olabildiğince çabuk gidin. Ona yanında olduğunuz ve ona hiçbirşeyin zarar vermesine izin vermeyeceğiniz konusunda güven verin. Kendini güvende hissetmesi için küçük bir ışık yakmasına izin verin<br />
- Çocuğunuz eğer çok korkmuşsa onu rahatlatın ve sakinleştirin.<br />
- Kabusların çocuk tarafından gerçek sanıldığını aklınızdan çıkarmayın. Rüyasında neler gördüğünü anlatmasını isteyin.<br />
- Çocuğunuz sakinleştikten sonra tekrar uyuması için onu cesaretlendirin.</p>
<p><strong>Gece korkuları</strong><br />
Gece korkuları kabuslardan daha şiddetli ve korkutucudur. Ancak çok sık görülmez. Genellikle oyun ve okul öncesi çocuklarda görülür. Uykunun en derin dönemlerinde oluşur ve genellikle çocuk uyandırılamaz. Gece korkuları kontrol edilemeyen ağlamalara terlemeye titremeye, hızlı nefes almaya çığlık atmaya tekmelemeye de yol açabilir. Çocuk hiçbir kimsenin kendi yanında olduğunu fark edemeyebilir. Sizi fark edemez ve itebilir. Gece korkuları 45 dakikaya kadar uzayabilir ancak genellikle daha kısa sürer. Çocuk tekrar uykuya dalmış gibi görülür ancak zaten hiç uyanmamıştır. Genellikle stresli ve korkulu dönemlerde daha çok görülür ve çocuk yaşadığı durumu hatırlamaz.</p>
<p><strong>Öneriler</strong><br />
- Böyle bir durumda sakin olmaya çalışın.<br />
- Çocuğunuzu uyandırmaya çalışmayın.<br />
- Kendisine zarar vermemesi için gerekli tedbirleri alın. Yataktan dışarı çıkacak gibi olursa etrafını destekleyin.<br />
- Kısa bir süre sonra tekrar sakin bir şekilde uykuya dalacağını unutmayın.<br />
- Gece korkularının her zaman önemli bir sorunu göstermediğini unutmayın.<br />
- Gece korkuları genellikle okul çağında son bulur, devam ederse doktorunuza danışın.</p>
<p><strong>Uyurgezerlik ve uykuda konuşma</strong><br />
Gece korkularında olduğu gibi uyurgezerlik ve uykuda konuşma da çocuk derin uykuda iken oluşur. Çocuk etrafındakilere cevapsızdır ve genellikle uyandırılamaz. Uyansa bile olayı hatırlamaz genellikle kendi kendilerine yataklarına geri dönerler. Uyurgezerlik ailesel özellik gösterebilir. Büyük çocuklarda aynı gecede birkaç kez tekrarlayabilir. Eğer bu konuda endişeleriniz varsa veya uzun süre devam ederse doktora danışmalısınız.</p>
<p><strong>Öneriler </strong><br />
- Çocuğunuzun kendini yaralamayacağı bir ortam hazırlayın.<br />
- Çocuğun evi terk etmemesi için dış kapıları kilitleyin.<br />
- Merdivenlere engel koyun.<br />
- Uyandırmaya çalışmayın yavaşça yatağına yönlendirin o yatağını bulacaktır.<br />
- Uyurgezerlik ve uykuda konuşma da genellikle çocuğunuz fazla yorulduğunda veya stres altındaysa oluşur. Çocuğunuzun düzenli uyumasını sağlayarak uyurgezerlik ve uykuda konuşmayı engelleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Diş gıcırdatma </strong><br />
Çocuklarda sık görülür, genellikle dişlere için zarar vermez. Sıkıntı ve gerginlik ile ilişkili olabilir. kısa bir süre içinde kaybolur. Bununla birlikte yeni bir stresli durumda tekrar ortaya çıkabilir.</p>
<p>Çocuğunuzun uyku problemleri ile başa çıkmak zorlayıcı olabilir. Çocuğunuz sizi bütün gece uyanık tuttuğu zaman altüst olmanız kaçınılmazdır. Anlayışlı olmaya çalışın. Bazen özellikle de boşanma, yeni kardeş, okul problemleri gibi stresli bir dönemde ebeveynlerin verdiği olumsuz tepkiler problemleri daha da kötüleştirebilir.</p>
<p>Eğer problem devam ediyorsa çocuğunuzun uyumasına engel olan fiziksel veya duygusal bir neden olabilir. Yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız bir uyku günlüğü tutun ve doktorunuzla sorunları tartışın. Çoğu uyku problemlerinin sık görüldüğünü zamanın ve doktorunuzun yardımı ile üstesinden gelebileceğinizi unutmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minikpatik.com/cocuklarda-uyku-problemleri-ve-cozum-onerileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

