Anasayfa » Genel, Yorum, saglık

Depresyonamı Girdiniz Acaba Sorusunun Cevapları!!!!

6 Eylül 2010 Yazar; Müge Eren 256 Görüntülenme Yorum Yapılmamış
Depresyon, insana karamsarlığın egemen olduÄŸu bir durumdur. Ama üstesinden gelinebilir; türüne ve ÅŸiddetine göre, ya bir uzmanın yardımıyla ya da çevreden gösterilen anlayışla, kolayca yenilebilir. Birçok kiÅŸi zaman zaman kendini “keyifsiz ve karamsar” hisseder ama bu genellikle geçicidir. Bu ruh halinin nerede bitip, depresyonun nerede baÅŸladığını söylemek, sanıldığı kadar kolay deÄŸildir. Birçok nedenden kaynaklanan depresyon, çeÅŸitli biçimlerde ortaya çıkar ve cinsiyet, yaÅŸ ayrımı göstermeksizin, ergenlikten orta yaÅŸa kadar her yaÅŸta olabilir.

Nedenleri
Depresyonun birçok nedeni vardır. Bazı kadınların doÄŸumdan hemen sonra içine düştükleri ruhsal çöküntüye, “doÄŸum sonrası depresyonu” adı verilir. Bir zamanlar, bunun, annenin yaÅŸamındaki yeni durumun ve doÄŸum sıkıntısının yarattığı bir gerginlik hali olduÄŸu düşünülürdü. Günümüzde ise, baÅŸlıbaşına bir hastalık olarak deÄŸerlendirilmektedir. BaÅŸlıca belirtisi ise, bebeÄŸe karşı ÅŸaşırtıcı bir olumsuz yaklaşım ve bunun sonucunda da suçluluk ya da kayıtsızlık duygusudur. DoÄŸum sonrası depresyonu, annenin bebeÄŸini ve genel olarak evini ihmal etmesine yol açar. ÇoÄŸu kez de aile ve evlilik iliÅŸkilerinin bozulmasıyla sonuçlanır. Ciddi vakalarda intihara bile rastlanılmaktadır. Günümüzde, doÄŸum sonrası depresyonunun, psikolojik nedenlerin yanı sıra, gebeliÄŸin ve doÄŸumun bir yan etkisi olarak, annenin hormon sisteminin bozulması olduÄŸunu gösteren kanıtlar elde edilmiÅŸtir. Bu yüzden tedavide, önce hormon dengesinin düzeltilmesi amaçlanmalıdır.

Depresyonun, belli ölçüde kalıtıma baÄŸlı olduÄŸu da düşünülmektedir; ancak bu bir türü dışında depresyonu kalıtımla aktarmaktan çok, depresyona eÄŸilim olarak ortaya çıkar. Yani kalıtım söz konusu olsa da, depresif ruh halini doÄŸuran stres ve endiÅŸe dolu bir ortam olmadan, rahatsızlık görülmez. Öte yandan depresif anne ya da baba, davranışlarıyla, ailenin öteki bireylerini de etkilerler. Çocuklar, anne – babadan öğrendiklerini ileriki yaÅŸlarında taklit ederler. Bu tür kiÅŸiler, taklit edeceÄŸi bir depresyon “modeli” olmayanlara göre, daha kolay depresif davranışlar gösterirler. Ailesinde depresif insanlar olmayanlar, ancak derinden etkilendikleri olaylar sonucu depresyona girerler ve bu tür hastaların iyileÅŸme ÅŸansı, ötekilerden fazladır.

Sevilen birisinin ölümü, geçici ama gerçek bir depresyona yol açabilir. Ölüm karşısında acının dile getirilmesi normaldir; acı verdiÄŸi için, saçma ya da yararsız bulunduÄŸu için ya da ölen ‘üzülünmesini istemeyeceÄŸi’ için bastırmaya çalışmak boÅŸunadır. Bu çabalar tam tersine, süreyi uzatabilir. Acı ve kederle birlikte çoÄŸu kez suçluluk duygusu, sinirlilik, baÅŸka insanlara karşı soÄŸukluk görülür; kimi zaman da ölen kiÅŸinin özelliklerini ve davranışlarını taklit gibi durumlar ortaya çıkar.

Bu ruh hali içindeki insanların, öteki aile bireyleri ve arkadaÅŸları ile iliÅŸkilerinde de sorunlar belirir. Doktorlara, hastane yöneticilerine ya da ölen kiÅŸiyi saÄŸlığında ‘ihmal etmiÅŸ’ akrabalara kızgınlık duyarlar. Bazılarında ise tersine, ‘zihnimi meÅŸgul ediyorum’ bahanesi ile anlamsız etkinlikler ve huzursuzluk dönemleriyle birlikte hiçbir yas tutma belirtisi olmayışı dikkati çeker. Bütün bu durumlarda yakınını yitiren, duygularını dışa vurması için cesaretledirilmeli ve arkadaÅŸları, akrabaları ya da gerekirse bir doktorla acısını paylaÅŸması saÄŸlanmalıdır.

Belirtiler
Depresyonun belki de en göze çarpan belirtisi kiÅŸinin yaÅŸam sevincini ve ilgisini yitirmesidir. Bazen de alınganlık ve karamsarlık ön plana çıkar. Bu deÄŸiÅŸmeler baÅŸkalarınca çabuk fark edilir. KiÅŸi iÅŸine, yuvasına, ailesine, yiyip içmeye, özel meraklarına karşı ilgisini yitirir; hatta bu özellik, dış görünüşüne ve saÄŸlığına dikkat etmemeye kadar uzanır. Sonra, aÅŸağı yukarı hepsi fiziksel nitelikli yakınmalar baÅŸ gösterir: BaÅŸ aÄŸrıları; sırt aÄŸrıları; mideye iliÅŸkin ÅŸikayetler; göğüste ‘sıkışma’ duygusu; kabızlık; baÅŸ dönmesi, çabuk yorulma; bulanık görme; uyuÅŸmalar. Üstelik hasta, durgun ve isteksiz olduÄŸundan tıbbi yardım da istemez ve bu yüzden yakınlarının iÅŸe karışması önem taşır.

Her hastada depresyonun bütün belirtileri birden görülmeyebilir. Bazen, ruhsal belirtiler yerine yanında fiziksel belirtiler (baÅŸ aÄŸrısı, uyuÅŸma, vb.) olabilir. Bazen de depresyona, ileri derecede anksiyete ya da ‘manik depresif’ olarak tanımlanabilecek konuÅŸkanlık, coÅŸku, olaÄŸandışı hareketlilik ve neÅŸelilik gibi mani nöbetleri eÅŸlik edebilir.

Depresyonda ruh hali, hafif bir üzüntülü halden şiddetli umutsuzluğa, hatta yaşamın bütünüyle anlamını yitirmesine kadar çeşitlilik gösterir. Tuhaf olan, bu durumdaki kişilerin söz konusu duygularan doktora pek anlatmamalarıdır; onun yerine ağrılarından, sızılarından, yorgunluktan ve zayıflamaktan yakınırlar. Ayrıca başkaları gibi havadan sudan konuşup gevezelik etmekte de güçlük çekerler.

Bu konuşma sorunu, düşünme güçlüklerinden doğar. Hastalar, çoğu kez açık seçik biçimde düşünmeyi, dikkatlerini toplamayı beceremezler ve bir şeylerin ters gittiğinin farkındadırlar. Üstesinden gelmeye çalışmadıkları bu mutsuzluğun farkında olmaları, depresyon durumunu bir başka açıdan etkiler. Zihinleri hep kendi kendileriyle meşguldur. Mutlu olayları değerlendiremezler. Tersine, bütün talihsizlikleri büyütüp, büyük felaketler haline sokarlar ve bunun için de hep kendilerini suçlarlar.

Depresyonun aşağı yukarı her hastada görülen bir belirtisi, uyku bozukluğudur. Kimi zaman uykuya dalmak zorlaşır, kimi zaman da kesintisiz uyku uyunamaz. Bazen uykusuzluk aşırı boyutlara ulaşır. Hasta için yatağa girmek, geçmişi, bugünü ve geleceği düşünüp üzülmek demektir. Bu kısırdöngü içinde, uyuyamama sıkıntılarına başka üzüntüler de katılır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, depresyon, sabahları erken uyanmaya da yol açar. Üstelik depresifler için günün ilk saatleri bütün günün en kötü bölümüdür.

Depresyona anksiyete eşlik ediyorsa, kişi huzursuzdur, yerinde duramaz ve sinirli bir biçimde konuşur ve bu özelliğiyle dertlerini başkalarına anlatamayan öteki depresiflerden ayrılır. Depresyon ağırlaştıkça intihar riski de artar. Ayrıca sanrı ve sabuklamaların da eşlik ettiği depresyonlar (psikotik depresyon) olabilir. Bu durumda hastane bakımı gerekir.

Tedavi
Birçok insan depresyondaki birisinin umarsızlığının, umutsuzluğunun derinliğini kestiremez. Oysa şiddetli depresyon vakalarının altıda biri intiharla sonuçlanır. Çoğu depresif kişinin bir intihar girişiminde bulunamayacak kadar durgun olması, bu oranın daha yüksek olmasını önlemektedir.

Depresyon tedavisinde ilaç kullanımı kadar, içinde bulunduğu ruh haline katkısı olan stres kaynaklarıyla baş edebilmesi için hastaya güç veren psikolojik tedavi yöntemlerine de önem verilir. Ama özellikle kalıtsal etkenlerin bulunduğu ya da hastanın psikoterapiyi kabul edemeyecek durumda olduğu vakalarda ilaçların önemli bir yeri vardır.

Depresyon şiddetliyse, hastane tedavisi gerekir. En çok kullanılan ilaçlar, beyin kimyasını değiştirerek depresif ruh halini çözen trisiklik antidepresanlar ve MAOI (monoamin oksidaz inhibitörleri) adı verilenleridir. Anksiyete ve gerilimi kaldırmak içinse sakinleştirii kullanılır. Psikolojik iyileştirme yöntemleri arasında, vakaya göre, davranış tedavisi, grup tedavisi ve kişisel psikoterapi seansları sayılabilir.

Psikolojik tedavi hastanın kendisine bakışını deÄŸiÅŸtirebilir ama bu durumdaki birisiyle birlikte yaÅŸamak zorundaysanız, davranışları sizi çileden çıkarsa da, iyileÅŸmesinin çabuk olmayacağını bilip sabırlı olmalısınız. Bir etkisi yokmuÅŸ gibi görünse bile bilin ki, dostluÄŸunuz, ilginiz ve desteÄŸiniz çok önemlidir. Depresyondaki bir kiÅŸi o sırada tepki göstermese de, kendinize gösterilen olumlu yaklaşımı daha sonra minnetle anımsayacaktır. Bazı kiÅŸiler depresiflere “her ÅŸeyi bırakıp tatile çıkması”nı önerirler. Ama bundan hiçbir yarar saÄŸlanmayacağı gibi, aile ortamından uzaklaÅŸmak hastayı daha da sıkıntıya düşürebilir. Tatil, hasta iyileÅŸmme yolunda olumlu adımlar atmaya baÅŸladığında yararlı olabilir.

Ağır depresyon vakalarında hastada önlenemeyen intihar arzusu, yeme ve içmeyi reddetme durumu görülür. Bu nedenle bu tür hastaların hastanede tedavi edilmesi zorunludur. Hasta bir psikiyatri kliniÄŸinde sürekli bakım ve tedavi altında olmalıdır. ElektroÅŸok (elektrokonvülsif) tedavisi de gerekebilir. Bu tedavide hastanın beyninin belli bölümlerine elektrik akımı verilir. Akım, hastanın bedeninde sarsılmalara yol açar. Ancak bunlar hasta tarafından hissedilmez ve bir süre sonra durumunda dikkate deÄŸer bir iyileÅŸme görülür. Bu tedavinin iki ya da üç kez yinelenmesi, tam iyileÅŸme için genellikle yeterli olur. Geçici olarak bazı yakın dönem olaylarını unutsalar da, bu, elektroÅŸok ile iyileÅŸmenin küçük bir bedeli olarak kabul edilebilir. Ancka bazı psikiyatri uzmanları, elektroÅŸok yöntemini, sonuçlarının kısa vadeli olması nedeniyle yararlı bulmamaktadır. Çok sayıda insanın depresif hastalık geçirmesi ve bazılarının ağır vakalar olmasına karşılık, sonuç genellikle olumludur. İstatistikler depresyon geçirenlerin yüzde 95′inin iyileÅŸtiÄŸini, yalnız yüzde dördünün kronik biçimde sürdüğünü göstermektedir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...

Konu Hakkındaki Düşüncelerinizi Yazın.

Spam ve reklam amaçlı yorumlar silinecektir.



Yorumda Kullanabileceginiz Kodlar;
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>