Mutsuz Giden Evlilik İnsanı Hasta Edermi?
‘Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır’ sözü evlilikteki aileyi anlatmaktadır. Çerçevesinde anladığımız mantıklı iyimserliğin, sağlık uzun ömür ve başarı getirdiği tıbben ispatlanmıştır. Amerikan Koruyucu Hekimlik Araştırma Merkezi’ne göre, fikir ve tavır ayarlamaların; diyette ve egzersiz alışkanlıklarında yapılan değişikliklerle kıyaslandığında, hastalık oluşumunu daha fazla engellediği belirtilmektedir.
Mutsuz ve problemli evlilikler, psikolojik bozukluklara, buna bağlı olarak vücut anatomisinde bozukluklara, (kalp ritminin bozulmasına, sinir sisteminin çökmesine, bunlara bağlı olarak kanserojen hücrelerin oluşmasına) neden olduğu da ortaya çıkmaktadır
Evliliklerinde problem olan insanlarda genellikle hipertansiyona rastlanmaktadır. Bilindiği gibi hipertansiyon, modern dünyada en çok öldüren hastalıklar listesinin en başında yer almaktadır. Hipertansiyona yakalanan hastaların geneline doktorlar, “ailenizle mutlu musunuz, eşinizle aranız nasıl, çocuklarınız sizi çok mu sıkıyor, akraba eş ve dost ziyaretlerini ne kadar aralıklarla yapıyorsunuz, çevrenizdeki insanlarla uyum diyalogunuz nasıl, sevdiklerinize en son ne zaman hediye aldınız?!” gibi vb. sorular yönelterek hipertansiyonun kaynağına inmeye çalışmaktadırlar.
Aşırı derecede stres ve huzursuzluk hipertansiyonun oluş nedenlerinden sadece birisidir. Diğer hastalıklarda olduğu gibi bu rahatsızlıkta başka nedenlere bağlı olarak ta çıkabiliyor. Amerika’da “evlilik danışmanlığı veya hakemliği” (Marital Counselling) denilen bir hekimlik türü sadece bu gibi konularla ilgilenmektedir. Doktorlara göre insanlarla iyi ilişkiler kurulması ve insanlardan gelen sosyal destek, kan basıncını düzenlemektedir. Kalp damar sistemi başta olmak üzere insan vücudu, sosyal destek konusunda çok hassas olup, anında ve doğrudan cevap vermektedir.
.
Bir kaç örnekle açarsak: Psikologlara göre stresli insanlar sakin insanlara nazaran iki kat daha fazla gribe yakalanmakta, karamsar ve inatçı insanların hayatlarında astım, ülser ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski 3 kat daha fazla olmaktadır. Ayrıca depresyon, kansere zemin hazırlamaktadır. Uyluk kemiği kırılan yaşlılar neşeleri yerinde ise üç kat daha hızlı iyileşebilmektedir. Hastalığını kabul edip problemleri hakkında konuşan kanser hastaları da, hastalığını kabullenemeyen ve konuşmayanlara nazaran daha çabuk iyileşmektedirler.
Doktor lara göre kızdığımız zaman tansiyonumuz 6 derece artar. Bunun kalbimiz üzerindeki zararlı tesiri oldukça yüksektir. Kalbimiz, karşılaştığımız insanlar arasında, duygularını kontrol edebilen neşeli ve huzurlu olanlardan hoşlanır. Yine bilim adamlarına göre; kızgınlık, kıskançlık, öfke, haset ve tamah gibi kötü duygular, kanserden daha tehlikeli manevi tümörlerdir. Bu tür hastalıklar, insanın enerjisini tüketir, verimliliğini azaltır, beden sağlığını bozar, huzur ve mutluluğunu engeller. Kanser insanın 60–70 yıllık ömrünü yok eder.












Konu Hakkındaki Düşüncelerinizi Yazın.